Bu öyküden anlatılanlar tamamen gerçekleri yansıtmaktadır.
İçinde birazcık kurgu , birazcıkta öyküleme barındırmakradır.
12 Eylül haftası olmasından ötürü sizlerle paylaşmak istedim.
Umarım beğenirsiniz …
HARRANI OKUMAK
1
Yıllar yıllar evveldi.
Ne kadar uzaklarda o günler şimdi.
Kitaplığımı karıştırırken ,
elime geldi bu kitap.
Adı Harran…
Acı bir anısı olan…
Ne yıllardı o yıllar.
Bir yanda okul.
Bir yanda geçim derdi.
Bir ev dolusu kardeş…
Bir ana…
Kanserden kıvranan bir baba…
Hiç bir gelir yok…
Yoksulluk dizboyu …
O zamanlar fabrikalar vardı.
İş arayana iş veren…
Üç kardeş ,
üç vardiyaya katip olduk…
Çalışıyoruz.
Okuyoruz…
Fabrika, ev , okul arasında ,
mekik dokuyoruz.
Üçümüz kazanıyoruz ,
yetmiyor giderlere…
Bir kırgınlık,
bir yorgunluk…
Kitaplara vurmuşum kendimi…
Okumak beni mutlu ediyor…
Alıp götürüyorlar değişik ülkelere,
Değişik yaşamlara…
Bazen barikatlarda vuruşan ,
bir devrimci oluyorum.
Bazen bir kürsüde profesör…
Bazen yer altında bir madenci…
Bazen sürgünde bir şair…
Evimiz Gülbahçesi Mahallesinde…
Yol yok .
Altyapı yok.
Ama elektrik ve su var.
Kışları yağmur çamurla ,soğukla…
Yazları sıcakla , sinekle , tozla uğraşıyoruz.
Bir de polisle , jandarmayla…
Geceleri mahalleyi
ablukaya alırdı güvenlik güçleri.
Ev ev baskınlar düzenlenirdi.
Kaçak ararlardı…
Yasak yayın ararlardı…
Ellerinde listeler.
Yasaklı olmayan kitap yok gibiydi.
Ellerimiz duvarlarda.
Üzerlerimiz aranırdı.
Kimliklerimiz kontrol edilirdi.
Polis şaşardı kimliğimize bakarken
– Kozanlı mısınız ? Sizin bu mahallede işiniz ne?
– Mahalleli de şaşıyor memur bey …
Bulunduğumuz mahalle
Doğuluların yaşadığı varoş.
Biz Kozanlı’yız .
Onlar Kürt ,
biz Türk’üz…
05.09.2020
SÜRECEK … ( ARKASI YARIN…)
RAGIP KURT

























