TÜRKÜLERİN ÖYKÜLERİ : 3

0
956

Olay 1945 yılında Burdur’a bağlı Arvallı nahiyesinde geçmiştir.

Bir halk öyküsüdür. Gerçeklere dayanmaktadır.  

Öyküleme ve kurgulama yapılmıştır…     

DENİZİN DİBİNDE HATÇAM DEMİRDEN EVLER

3

  Hatça’nın babası Hüseyin ile Yörükoğlu Ahmet in karşılaşması böyle oldu. Pazarlık pek uzun sürmedi. Hüseyin ağa ne dediyse Ahmet onayladı. 

   Ertesi gün sabahtan gelip işe başladı. Ömrü davar  ağılı yapmakla geçtiği için, bu işi çok iyi biliyordu. 

    İş bir yafta, on gün sürdü. Ahmet aile ile içli dışlı oldu. Zaten aile olup ta; Hatça, Babası Hüseyin, Anası Elif vardı. Hüseyin görevi olmadığı halde Ahmet’e yardım etmeye çalışıyor, fakat hemen yoruluyordu. Nede olsa yaşlıydı. 

     Çoban öğle yemeğinin üstüne çay içip dinlenirken,  cura çalıp  güzel, davudi sesiyle türküler söylüyordu. Hatça Ömer’in yerine Ahmet’i koymaya başladı. Ahmet’te, Hatça’ ya “bacı” demeyi bıraktı…

     İş bitti. Çoban, pınara gelmeyi sürdürdü. Hüseyin ağa çeşitli bahanelerle çobanı eve çağırıyor,  işlerini yaptırıyor. Ahmet, Hüseyin ağanın buyruğu ile bahçeden; Arvallı’nın o meşhur eriğinden, sultanı kirazından, vişnesinden, elmasından üçte bire  toplatıyordu. 

   Hatça Çobanın dürüstlüğüne,  becerisine, güzel sesine ısındı. Ömer’den umudunu kestiği için ona meyillendi. Çoban bahçede gördüğü o ilk gün Hatça’ ya aşık olmuştu. Uzun saçları,  ince beli, endamı aklını başından almıştı.

    Köyden ayrılma zamanı gelince karar aldılar; Hatça ile Çoban birlikte  kaçmaya. Kaçıp gittiler Ahmet in Eşeler Dağlarının tepesindeki köyüne…           

    Hatça baba evinde görmediklerini o dağlarda gördü.  Sabanla tarla sürdü. Ekin ekti, ekin yoldu. At sırtında dağlar dereler aştı. 

    Ahmet çobanlık yaptı. Dağlarda yattı, kalktı.  Kir pas  içinde haftalarca eve uğramadı. Hele koyunların kuzulama dönemlerinde Hatça’yı büsbütün unuttu. Hatça Arvallıyı çok özledi…

Devam edecek…

Ragıp KURT