Bir çocuk dünyaya gelirken anne ve babasından aldığı genlerle gelir. Ama bu genlerde sadece anne babasının kişilik özelliklerini değil, binlerce yıl önce yaşayan atalarının özelliklerini de taşır. Çünkü anne-babalar da kendi anne ve babalarının genlerini taşır. Süreç, geriye ve ileriye doğru bu şekilde devam eder.
Bu nedenle anne ve babada olmayan birtakım özellikler çocuklarda gözükebilir. Üstelik büyük afetler, büyük yıkımlar toplumlarda derin izler bırakır. Ve bu izler genler yoluyla binlerce yıl etkisini sürdürebilir. Nesiller devam ettikçe bu aktarım da devam eder.
Şimdi bir afet yılını daha geride bıraktık. 2020 sıkıntılı geçmişti. 2021 yılı da geçmiş yılı aratmadı ve arkamızda kötü izler bırakarak geçti.
İnsanlık son iki yıldır ölüm korkusuyla yaşıyor. Başımızda bombalar patlamıyor, tankların gürültüsü yok ama her tarafta bir ölüm korkusu var. Corona Virüsü sanki 3.Dünya savaşını başlattı. İnsanlık kendi kendisini yok mu ediyor? Yoksa yeni bir çağ başladı haberimiz mi yok şimdilik bilemiyoruz.
Çin’in Vuhan Kentindeki yetkililerin 31 Aralık 2019’da gizemli ve yeni bir virüs olarak Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirdikleri Covit-19 ile ilgili Sout China Morning tarafından yayınlanan araştırmada, Çin’de ilk Corona Virüs vakasının 17 Kasım 2019’da gerçekleştiği belirtiliyor.
İtalya’da Milano Ulusal Kanser Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma, Ekim 2019’da İtalya’da dört Corona Virüs vakasının görüldüğünün tespit edildiğini, Çin’de yapılan araştırmalarda da Vuhan’da yapılan analizlere göre virüsün yaz sonlarında, Çin’de olabileceği açıklanıyor.
Virüs laboratuvarda mı üretildi yoksa doğal koşullar mı yarattı, belki hiç öğrenemeyeceğiz. İtalya’da mı, Çin’de mi başladı, bunun da bize bir faydası yok. Gerçek şu ki bu küçücük virüsün dünyaya savaş açtığı kesin gözüküyor.
Corona Virüsü salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı, tüm dünyada 5 milyon seviyelerinde. Yetkililer, bazı ülkelerin gerçek rakamları gizlediğini, bazı ülkelerdeyse test ve sağlık hizmetleri sıkıntısı nedeniyle Corona Virüsü kaynaklı can kayıplarının tespit edilemediğini, gerçek can kaybının çok daha fazla olduğunu söylüyorlar.
Dünya covit belasıyla uğraşırken, Türkiye’nin bunun dışında kalma şansı elbette yoktu. Türkiye’de can kayıpları 80 bini aştı ve virüs değişerek, dönüşerek ilerleyişini sürdürüyor. Aslında virüsler değişip dönüştükçe zayıflar. Ama Corona Virüsü değişip dönüştükçe ilginç bir şekilde etkisini de arttırıyor.
Ülke olarak iki yıldır zorlu süreçlerden geçiyoruz. Ölüm ve geçim sıkıntısı arasına sıkışıp kaldık. Bazen ev hapsine razı olduk. Ama sonuçta hayat devem ediyor ve ihtiyaçlar bitmiyor. İhtiyaçların karşılanması için insanların üretmesi gerekiyor. Ölümle açlık arasında kalan insan, ölümü tercih eder hale geldi. Sonuçta aç insanda ölmeyecek miydi?
Umarım 2022 yılı bütün olumsuzlukların bittiği yıl olur.
2022 yılında her şey gönlünüzce olsun.
2021 yılı “DOSTLUK ve BARIŞ” yılı olsun.
Bünyamin AKA

























