Köyün içinden bir geçerdi , görmeye değer.

Herkes hayrandı  ona.

İki metre boyu vardı.

Bizler aba giyerken ,

o kara şalvar , beyaz gömlek giyerdi.

Deden yetimdi. Bir anası , bir kendi vardı.

Pek akrabası yoktu,

üç beş kişinin dışında. Ama çok varlıklıydı.

Çoğu aile sazdan, kamıştan hular da otururken onların kocaman

altılı üstlü , taş duvarlı , toprak damlı , ambarlı ,

samanliklı , ahırlı kocaman evi vardı.

Kapılarında çifter , çifter öküz , saban  takımı vardı.

İnderesi tarafından Çerkez çiftçileri vardı ki

her biri usta birer binici, attığını vuran nişancı,

korkusuz , mert sadık insanlardı.

Dedeni onlar yetiştirdi.

Dedeni de usta bir binici, keskin bir nişancı,

Kendine güvenen mert bir delikanlı olarak yetiştirdiler.

Bu çiftçiler dedenin babası

Gögali ‘nin  gardaşları gibilermiş.

Gögali ölünce de bırakıp gitmemişler.

Deden çiftten, çubuktan anlamazdı.

El bebek , gül bebek büyütülmüş,

anasının gözbebeği, bir çocukluğun ardından

gençliğinde de korunmuş ,

askerlik günü gelince bedel yatırılmıştı.

Arap atının sırtında düğün, düğün gezmiş ,

yemiş , içmiş türküler söylemişti .

Neyse uzatmayalım , Dedenin hikâyeleri çok .

Sen sor o anlatır …

Gelelim asıl konuya;

Deden bedel yatırıp asker olmaktan kurtulmuştu ama

bir gün olan bir olay  onu gönüllü askerliğe zorlamıştı…

Bir bahar günü öğle sıcağında anası Elif

tarladan eve dönmüş.

Evde “başım,  başım “ diye kıvranmaya başlamış.

Deden atlamış atına, sürmüş Kozan’a .

O zamanlar Kozan’da tek bir doktor vardı.

Hayri (Hayrig) . Ermeni’ydi .

Halk ona Kör Hayri derdi.

Gözünün biri hafif yılışıktı.

Evden çıkarken hava sıcak,

günlük,  güneşlikken yolda bozmuş,

bardaktan boşanırcasına bir yağmur başlamış .

Hava buza kesmiş .

Deden doktorun muayenehanesine girdiğinde

dişleri takırdıyormuş…

Devam edecek…

27.09.2022-RAGIP KURT

Görsel: Alıntı