Gün Batımı

0
996

Son sözü hep hayat söyler, adil mi değil mi önemi yok! Aklın başında mı değil mi – çocuk musun, genç mi, yaşlı mı önemi yok! Fail misin müşteki mi – av mısın avcı mı önemi yok!

Yüreğini doldur hadi geceyle, karanlığın hükmü gündüzden yeğdir. Aşkın çıplak ayaklarına merhamet bestelemek için çok koştum, kanatırcasına dualarına kelimelerin demledim ruhumu. Çekiçle çakılmış gibi kalbinin tam ortasına gün batımı yerleşir mi hiç?

Çoktandır ressamların aklına boyanmıştım, su götürmez fak patlaması. Hız limitini tuzlamış tuzakların. Ömrün labirentleri korkuluğun üşüyen duygularını doğurur. Tekinsiz tasmalar takmıştım heykellere zil yakmış harflerden. Hayat mı?

Ben hayata merhametimle bağlıydım, deli miydim?

Beni ben yapan son çığlığım, tek varlığımdı o!

Bir merhamet ki içten içe yanan

Bir görümlük aydınlık için cihana kafa tutan

fakat kendisine asla acımayan! Tuhaf değil mi?

Kitaplar yazmaz belki, yürek arştan büyük!

Ve ben mütemadiyen başkaları için atan bir mevsim

Başkaları!

Yani tesadüfen karşımıza çıkan

Acının yoğurduğu beden, gözyaşı, bir fincan, bin dolan

Kaya gibi bir öpücük, aile dramı, aldanış falan filan

Köşe başları hep antidepresan!

Yaralandım, kırıldım, milyonara bölündüm

Yaldızlanmadan cemre Kaf dağına sürüldüm

Karşılık beklemeden sevdiğim yılanlar oldu

Doğrusunu bildiğim halde inandığım yalanlar oldu

Zehir zemberek sabahları taç ettim hiçlere

Bereketli topraklar gibi bire sonsuz verdim

Buz dağı olmayan kutuplar gibiyim her yanım güneş

Kör kuyulara atın kanımla yazdığım şiirleri

Kim bu başkaları?

Nerden ve niçin ebedlenirler veya bedlenirler bilmem

Değil umrumda! Tek bildiğim muzdaribim şimdi

Bayağılaşmak, seni asla bağışlayamamak düşüncesi

Sol yanımda bin cehennem ateşi

Söndüremezsin beni!

Başkalarında başkaları için yaşamak!

Akıl sır ermeyen körkütük bir azap bahçesi

Umutsuzluk, katran karası fecr

Kâbuslar kan gövdeli, üzerine abanan yorgan

Sürgün kadim gün batımı avuçlarımın çizgileri

Çölde babasının elleriyle diri diri gömülen

Bir bebeğin kızgın kum taneleriyle parçalanan ciğerleriyim

Sesim çıkmaz. Eyvahım, ahım bende gizli…

Kendimi paraladım sahte tebessümler için

Sonsuz gün batımı fırtınası çıkmaz aşk sokağı

Yürüdüm, yürüdüm, koştum…

Selim Savaş KARAKAŞ