MÜLKİYE DUVARI

0
927

İnsanlar soluk alıp vermekte zorlanıyordu. Genizleri yanıyor, göğüsleri daralıyordu. Sabahın bilmem kaçında kalkıp apar topar gittikleri işten, eve eli boş dönüyorlardı. Kollarının dermansızlığına, geçim derdi eklendikçe canlarına tak ediyordu. “Yeter artık!” haykırışları; fısıldanıyor, sessiz sessiz yayılıyordu. Çığlığın yankısı. Öngörülemeyen yarın, belirsizlik, herkesi etkisi altına almıştı.

Çankaya Belediyesi her gün 1400 üniversite öğrencisine ücretsiz yemek veriyormuş. Bin dört yüz üniversite öğrencisi. Kentlerinden kopup gelen, yer yer barınamayan yer yer geçinemeyen 1400 üniversite öğrencisi. Apolitik Z kuşağının temsilcileri mi onlar yoksa “politik” yemek sırasında bekleyen yeni kuşak mı?

Çankaya Belediyesi’nin “ücretsiz yemek” hizmetinden yararlanmak adına sıraya girdiğimde genç birisi, yanıma yaklaştı. Yüzüne çok dikkatli bakmadım.

-Abi, bu ne sırası? dedi.

Üniversite öğrencilerine ücretsiz yemek veriyorlar, üniversiteli iseniz sıraya girebilirsiniz, dedim. Değillermiş. Ne kötü 1400 şanslı kişiden biri değillermiş! Ne 1400’ü on milyona yaklaşan üniversite öğrencisinden biri değillermiş! Kızılay’ın orta yerinde, çok katlı, ilginç mimari tasarımlı binanın önünde ve içinde 1400 öğrenci, önce sıraya giriyor, ardından “ücretsiz yemek yiyor”. Yineleyim, bin dört yüz üniversite öğrencisi…

Bir başka gün, yine sırada, konuşmalarına kulak misafiri olduğum üç dört kişi, inşaat mühendisliği üzerine konuşuyorlardı. Mesleğin Türkiye’de değeri olmadığından yakınıyorlardı ve bölümün zorluğundan. Biri öbürüne:

-Nasıl iş bulacaksın? dedi.

Soru yöneltilen, çekingen biçimde yanıtladı:

-Tanıdığım var!

Artık amcası mıydı, dayısı mıydı orasını duyamadım. Eee adama demezler mi, o zaman: “Niye ücretsiz yemek yemeye geliyorsun?” diye. Desenize “tanıdığı” dahi her gün ücretsiz yemek vermiyormuş da ondan! Ne çıkarı var ki bu belediyenin, anlamadım gitti…

Birkaç hafta önce, Ankara’da toplu taşımaya zam yapıldı. Özel Halk Otobüsçüler Esnaf Odası, akaryakıttaki “olağanüstü maliyete” direnemiyormuş! Fatura “özel halka” kesildi, tabi! Nasıl olsa onlar direnmeye de açlıktan kırılmaya da alışkınlar! Olağanüstü koşulların olağan üstü çıktısı. Fatura demeye görün zaten, borçla borç kapatanı mı arasın, kredi çekeni mi? Gırlası var her yanda. Ekmeğin pişkini, simidin susamı, çayın demi kalmadı artık. Ne de “ticaretin de adabı”.  Herkes sarma sigara içiyor, tekel bozdu ona yoruyorum…

Geçenlerde iş bırakan doktorlara, ne alıştı bunlar da, disiplin cezası olarak “kronik açlığa çare” konulu seminer verilmesini öneriyorum.

Konu başlıkları:

-Kimden alıyor kime veriyoruz?

-Buğday ithalatının memlekete yararları!

-Tıbbiyeli manda ve himayeye karşı sessiz kalmalı!

Olmalı bence.

Uygun hocaları ise Medical Park ya da Medipol Hastanelerinden bulabilirsiniz! Tavsiyemdir, iyi hizmet veriyorlar, ücreti mukabilinde! Ne de olsa hasta müşteriler, memnun kalmalı değil mi? Avmlere aşı uygulama noktaları yaptık daha ne istiyorsunuz?

Hala beş liraya “duble çay” içebildiğimiz bir mekan var, çok şükür..! Gündelik sohbetler ediyoruz. Futbol pek tabii, pek mühim. Bunun kontra atağı, Premier Lig’i, Ankaragücü var. Öyleymiş yani. Bu arada Ankaragücü 1. Lig’de lidermiş. Sevindim, nedense…

Arada grevler patlak veriyor, fiyatlara zam geliyor (alıştık artık, çok banal!). İnsanlar mutsuz ve gülmüyor (o da bir şey mi birileri her gün ağlıyor!)…

“Mülkiye, eski Mülkiye değil!” diyorlar, bilmiyorum. Ama hararetli tartışmaya –öğrenciler arasında- pek rastlanmıyor. Herkes biraz biraz konuşup kaçıyor, sanki. Fakat birileri de duvarları boyuyor!

“Milliyetçi Türkiye” yazmışlar önce. Ardından “Milliyetçi” üstü çizik, “Sosyalist Türkiye”. Pek sevindim açıkçası. Hala birileri slogan atıyor, dünya görüşünü savunuyor! Hangi milliyetçilik, hangi sosyalistlik, hangi fraksiyon demiyorum. Moda tabir demokrasiyi ağzıma dahi almıyorum. Yeni Acun Sokak’a bakan, Mülkiye duvarı beyaz boya yamaları ile dolu. Aramızda kalsın, yeni acun için slogan bile attırmıyorlar! Ama birisi, bir şairden dizeler yazmıştı. Onun silinmesine çok gücendim, söyleyeyim!

Nerede kalmıştık?

Öngörülemeyen yarın, belirsizlik herkesi etkisi altına almıştı…

Duvarlarda punto arası özgürlük! Her şeyin üstüne beyaz çalalım, sünger çekelim, yeni sayfa açalım, helalleşelim! Maliyetin altında otobüs bileti, ücretsiz yemek ve beğenmeyene tek yanıt:

“Gidiyorlarsa Gitsinler”

Güncel olaylara göndermeli yazılara ara veriyorum. Benim de gidesim geldi olmaz mı?

Arda ÇELİK                                                                                                                     Mart 2022-Ankara