VECİZELER ATASÖZLERİ

0
876

İster özdeyiş olsun ister Atasözleri insan yaşantısında imbikten süzülmüş her biri özlü sözlerdir ki, anlatılan anlayana göre değişir. Kimi kendi üstüne alınır kimi bir başkasını görür söylenen sözde. Kimi iltifat bilir kimi hakaret. Aziz Nesin ustanın dediği gibi;  “İnsanoğlu naziktir, Ağır sözü kaldırmaz. Eşek dersin kızar da, Sırtına bin aldırmaz !!”

Lise yıllarında; Çarşaf, Akbaba gibi dergilerin yanı sıra gazetelerde de karikatürlere mizaha yer verilirdi. Bedri Koraman, Cafer Zorlu, Turan Selçuk ve daha nice karikatüristler vardı. Çizerler zamanın liderlerine mayo bile giydirir, yazarlar söylediği bir cümleyi dillerine dolar Lideri tiye alırdı…

Bu sıralarda; vecizelerinin, Atasözlerinin, yakıştırmaların sözün kısası mizahın başı bir hayli dertte gibi, karikatür ve heykel yıllar evvel suçlu sayılmış ucube görülmüştü hatta kedinin ipe dolaşmasından kalemin üzerine gidilmiş karikatürist Musa Kart cezaevine bile konmuştu.

Gençlik yıllarımızda; “eleştiri, özeleştiri”  gençliğin olmazsa olmazlarından kuraldı. Oldum olası eleştiri ve özeleştirinin edebiyatta, yaşamda, siyasette eleştirilen kişiye değerler kattığını düşünenlerdenim. Tabi, kırmadan dökmeden yapılan olumlu eleştiriler… Karikatürleri de oldum olası severim. Cumhuriyet gazetesini aldığımda ilk Abdülcanbaz serisine bakardım. Daha sonra Rahmetli Deniz Som’un Vaziyet köşesine de konuk olduğum oldu. Hasan Pulur’u unutmak ne mümkün?

Özdeyiş ve atasözlerine aşinalığım ilkokula gitmeden evvel oldu. “Eşeğini dövemeyen palanını döver. Kurt kocayınca köpeklere şebek olur. Kış kışlığını puşt puştluğunu yapar. Eşeğe giydirsen nakışlı çul at olmaz. Kirpiye yavruları pamuk gelirmiş. Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz. Öküz öldü ortaklık bozuldu…”

Ayrıca köylerde insanlara hayvansal lakaplar bile takılırdı. Kimse kimseye gücenmezdi. Adının ayı dediğin iri yapılı bir adam söylenenden gocunmaz, eşek desen ; “Doğru söylüyorsun eşekler gibi çalışıyoruz zaten…” Derdi derdi de şaşardım.

Edebiyata şiirle şiire hiciv ile başlamıştım o zamanın siyasilerine de çok ağır hicivler yazdığım olurdu. Hatta görüştüğüm siyasilerden de hiçbir zaman dilimi sakınmadım. Hoş gördüler “otur çayımızı iç”  diyenler hatta yemek ısmarlayanlar bile oldu.

Ama son zamanlar özdeyişlerin atasözlerinin bile kafası karışık gibi.  Bir ara bizim buralarda durmadan siyasi rengini değişen bir muhtarla sohbet ederken, üç değişik el işareti yapıp sordum; “Muhtar daha önce böyle idin, şimdi böyle oldun daha sonra böyle olmayasın?

Demez olaydım. Kükredi kabına sığmaz oldu;

“Sen dedi benim başkanıma hakaret ediyorsun?”

Üç parmağımla yapmıştım son işareti. Açtım ayrı ayrı gösterdim parmaklarımı;

-Muhtar bu parmaklarımın hangisi, senin dediğin zat?

O gün bugündür muhtarın yanından geçerken parmaklarımı sıkı sıkı tembihliyorum. Rahat durun diye.

 

24.01.2022 Muhsin SALMAN