TÜRKÜLERİN ÖYKÜLERİ : 1

0
855

Olay 1945 yılında Burdur’a bağlı Arvallı nahiyesinde geçmiştir.

Bir halk öyküsüdür. Gerçeklere dayanmaktadır.

Öyküleme ve kurgulama yapılmıştır…

DENİZİN DİBİNDE HATÇAM DEMİRDEN EVLER-6

Ahmet’le Ömer evden çıktılar , Hatça ile çocukları baş başa bıraktılar. Bahçede yapılacak işleri kontrol ettiler.

Ömer

– Aslında bu iş bahanesi. Hatça’nın geçmişini bilen yok. Herkesten gözledik  adını, yurdunu, yöresini…  Hasan Hüseyin’ in hasretine dayanamaz oldu. Bizi affet Ahmet, dedi.

Gezdiler , dolaştılar , yapılacak işleri sıraya koydular.?

Akşam olurken Ahmet

– Ben akşam sizde kalmasa, dedi. Bana kalacak bir yer göstersen…

Ömer ısrar etmedi. Sitenin konuk odasını hazırlattı.

Bir hafta kaldılar. Ahmet bahçedeki ağaçlara şekiller verdi. Toprağa belledi, kanallar açtı. Duvarları tamir etti…

Hatça doya doya Hasan Hüseyin’le  hasret giderdi. Ona kıyafetler aldı. Kahvaltılar, yemekler hazırladı.

Mustafa Kemal henüz üç yaşındaydı. Hasan Hüseyin’ in boynuna sarılıyor,  onu öpüyor, “Abi” diyordu. Onun öyle davranması   Hasan Hüseyin’in de hoşuna gidiyor.  O da bir abi sıcaklığında ona sarılıyordu.

Hatça’nın evinde ne görse, kendine ne sunulsa Hasan Hüseyin

“Bizim de var” diyordu…

Başını kaldırıyor,  evi köşe bucak  inceliyor

– Bizim de evimiz  var, diyordu. Hem de kocaman. Yanından da çatal oluk akıyor…

Hatça

– Öyle mi? Diyordu gülerek

Hasan Hüseyin

–  He, diyordu. Arkasından da. Ama çoook eski diyordu.

Kavanoz da bal görse

– Bizim de balımız var, diyordu. Hem de petekli.

Peynir, ekmek, tava, tencere…

Sonunda sohbet evdeki büyüklere geldi.

–  Hüseyin babam var, Elif anam var, Ahmet agam var…Ama anam yok, dedi. O bizi bırakıp , bir öğretmene kaçmış…

Ahmet agam. Elif anam, Hüseyin babam, sorduğumda demedilerdi. Bir çocuk dedi. Senin anan sizi bıraktı kaçtı dedi…

Hatça’nın gözleri doldu. Boğazı düğümlendiği yatak odasında kaçtı.

Bir gün Ömer’in okulda  işi çıktı. Çocuklar da kahvaltıdan sonra diğer çocuklarla sitenin bahçesinde oynuyorlardı. Ahmet’te evden çıkmak istedi.

Hatça

– Kal, dedi. Çay içelim. Konuşacaklarım var.

Ahmet oturdu. Heyecandan yüreği çarptı. Ne konuşacağı ki?

– Sağ olasın Ahmet, dedi. Gurur yapmadım Hasan Hüseyin’i bana getirdin. Sonra senin insanlığın, o güzel yüreğin. Sen çok iyi bir adamsın. Hasan Hüseyin’e baktım. Anama , babama kol kanat oldun.. Hatça’nın konuşurken gözleri doldu. Çoktan Ahmet in gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı. Diyeceğim; şöyle, eli yüzü temiz birini bulsan. Sen de mutlu olsan. Tek başına yaşamak, anama  babama, oğlana bakmak zor gelmiyor mu?

– Sen gittikten ya,  beni ondan sonra Avrallıda adam yerine koyan olmadı Hatça, dedi Ahmet. Adım “Avradı altından kaçan Çobana çıktı.” Hem ben de kimseye bakmam bu günden sonra.

– Öyle deme. Avrallıdan olmasın. Memleketinde bir gelin getir.

– Ben böyle iyiyim,

– Sen gene de bir düşün derim. Sonra Hasan Hüseyin’i dert etme. İlkokulu bitirsin.  Ortayı, liseyi burada okur. Yazıları senin yanına gider…

Ragıp KURT