Hükümet tarım sektörümüzü hor görmekten vazgeçmiyor. Son örneği; kamuoyunun Rusya-Ukrayna savaşına odaklanmasını fırsat bilerek, zeytin sahalarının madencilik faaliyetine açması oldu. Netameli bir yönetmelik değişikliği yapılarak, mart başında Resmî Gazete’de yayınlandı. Bu şahıslar iktidara geldi geleli, zeytin alanlarının imara, sanayi faaliyetlerine, madenciliğe açılması için tam 9 kez yasa ve yönetmelik değişikliği yapıldı. Değişikliklerin hepsi yargıdan döndü. Yönetmeliğe göre her nerede olursa olsun, maden alanlarına denk gelen zeytinlikler, madencilik yapılması için başka yere taşınabilecek, zeytin ağaçları kesilebilecek.

  • Hükümetin girişimi beni hiç şaşırtmadı, çünkü bunun belki yüzlerce örneği vardır. Yıllardan beri birçok yazı kaleme aldım. İçlerinden biri hatırıma geldi. O barbarlığı da yazıya dökmüştüm, başlığı şöyleydi: Cerattepe Elden Gidiyor. Kısaca özetlemekte fayda görüyorum.
Emperyalizm girdiği ülkeyi ekonomik açıdan sömürmekle kalmaz, aynı zamanda o ülkenin kültürünü, sosyal yapısını, doğasını da yok eder. Bu yıkımları özellikle son 20 yıldır ülkemizde de yaşıyoruz. Cerattepe yeşil Artvin’in hemen tepesinde, dünyanın en yaşlı ve en zengin bitki örtüsüne sahip bölgelerinden birinde bulunuyor. Yaşlı ormanların en yoğun olduğu, onlarca endemik bitki türü ve özel hayvan türleri ile Türkiye’deki kuş göç yollarından birinin de uğrak yeri… Fakat ne yazık ki Doğa düşmanı faaliyetlerin en acımasızlarından birine sahne oldu. 1990’lu yılların başında siyanürle “altın” çıkarmak üzere Cerattepe’ye yabancı sermayeli Cominco Madencilik şirketi geliyor, onun ardından Kanadalı Inmet Mining şirketi sökün ediyor ve işi üstleniyor. Fakat ormanların tahrip edileceğini anlayan Artvinliler olup bitene şiddetle karşı çıkıyor ve bir araya gelip kenetleniyorlar. Siyanürcü şirkete karşı neredeyse hiç uyumadan direniyor, gün aksatmadan 24 saat nöbet tutuyorlar.

Ne var ki, yürürlükteki Maden Kanunu ile, kâr hırsından gözü dönmüş şirketin önüne geçmek neredeyse imkânsızdır. Yabancı şirket hükümetin de kollamasıyla mevcut kanundan güç alarak ormanımızı, suyumuzu, toprağımızı, insan ve kültürümüzü hesaba katmaksızın istedikleri gibi faaliyette bulunabiliyor.

Cerattepe’de altın aranmasına neden karşı çıkmak gerekiyordu?   En önemli sebepleri şöyle sıralayabiliriz: Cerattepe’de yapılacak madencilik; doğayı, suyu, toprağı, kısaca insanın yaşam alanlarını kirletecek ve yok edecektir. Dinamit patlatmaları, orman içinde yeni yollar yapılması gibi müdahaleler sonucu heyelan (kayma) tehlikesi artacaktır. Çıkarılacak madenin ülke ekonomisine esaslı bir katkısı da olmayacaktır. Maden üretiminden devletin kazancı, kâr üzerinden yüzde 2 gibi çok komik bir düzeyde.

  • Zeytinlikler ve Cerattepe, ülkemizdeki doğa katliamının sadece iki örneğidir. Bunlara daha yüzlercesi eklenebilir. Bu zulüm, bu katliam yıllardır devam ediyor. Anadolu’nun doğa zenginlikleri böyle birer birer elimizden kayıp gidiyor. Peki, bu neden böyle?

Cerattepe olayı da zeytin ağaçlarının kesilmesi de mevcut iktidarın ülke ekonomisine verdiği yüzlerce zarardan sadece ikisidir. ‘Milletin çıkarlarını korumak için seçilmiş kişilerin’ çıkardığı Maden Kanunu Türkiye’de “demokrasi” dediğimiz rejimin, gerçek değil, yalancı bir demokrasi olduğunu göstermektedir. Çünkü gerçek demokrasinin birinci ölçütü, rejimin -yerli veya yabancı bir mutlu azınlığın değil- daima halk kitleleri lehine karar ve uygulamalara imkân tanımasıdır.

-Her kaynak topluma en fazla fayda sağlayacağı alana tahsis edilmelidir. Bu tahsis yapılırken, oligarşinin, belirli kişi ve grupların parasal kazanç hesabıyla yetinmek çok tehlikelidir. Parasal kazançtan önce o kaynağın bugün ve yarın topluma sağlayacağı -ölçülen, ölçülemeyen- bütün faydalar hesaba katılmalıdır, hatta bunlara öncelik tanımalıdır.

Doğada her şey birbirine bağlıdır: Ormanlar, koruluklar, ağaçlar, sulak alanlar, akarsular, hayvan türleri, fırtınalar, yağışlar… Bir alanda yaptığımız bir hata, zincirleme olarak bütün diğerlerini etkiliyor. Onun içindir ki devletin yönetimi; bütün birimleriyle akıllı, bilgili, ahlaklı adamlara emanet edilmelidir. Böyle insanları seçip, devletin başına getirmek gerekiyor, kaynaklar ile ülke çıkarları arasında bağlantı kurabileni, buna göre de akıllı, dengeli kararlar alabileni… Türkiye’de bu akıllılık gösterilemediği içindir ki, ne zeytinlikler, ne Cerattepeler, ne tarım arazileri, ne kaynaklar cahil yöneticilerin aldıkları yanlış kararlar yüzünden heba olup gidiyor.

Bizim milletçe en başta gelen bir sorunumuz, paha biçilmez kaynaklarımızdır, bir daha geri dönmemecesine elimizden giden doğal kaynaklarımızdır. Bunların kullanımının ehliyetsiz, sosyal ahlak yoksunu kişilerin kararlarına bırakılmış olmasıdır.  Ülkemizin doğa ve kültür değerlerinin kaderi ellerine verilecek insanlara mutlaka tarih, kültür, doğa, ekonomi eğitimi verilmelidir. Başarısız olanların yetki sahibi olmaları önlenmelidir.

Kaynaklarını akıllı kullanmayan toplum, hatasının bedelini çok ağır öder.

Prof. Dr. Cihan DURA