APARTMAN OKULLAR

0
1186

Köy enstitülü, yazar, eğitim çınarlarından Ali Dündar’ı, 7 Kasım 2020’de Ankara’da yitirdik. O, ilk eğitimini 1930’lu yılların sonundaKayseri Bünyan Akkışla köyü (sonradan ilçe) Atatürk İlkokulu’nda gördü.1940’ta Pazarören Köy Enstitüsü’nü daha sonra da Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nü bitirdi. Birbirinden nitelikli yazılar kitaplar yayımlandı.

Ali Dündar, Ekmek Kokusu adlı kitabında okuduğu ilkokulu ve öğretmenini şöyle anlatır:

“…Okulumuzun oniki dönümlük elmalığı ve tarım bahçesi, marangozluk ve demircilik işlikleri, bahçe içindeki kümes hayvanları bölümü, , ana yapının altındaki boşluğu düzeltilmesiyle ortaya çıkarılan müzemiz ve kitaplığımız, hepsinden önemlisi, bütün köy halkının dikkatini çeken duvar gazetemiz, Avni Dedekorkut’un eğitimci kişiliğinin ürünleriydi.

Avni Dedekorkut bizimle bir öğretmen gibi değil de, bir arkadaş, bir ağabey gibi ilgileniyor; derslerinde olsun, ders dışı etkinliklerinde olsun, öğretmen ve öğrencilerinden oluşan bir ekip, bir danışma ortamı, bir oydaşım havası yaratmaya çalışıyor, bunda da başarılı oluyordu.” (Selvi ya.,1992)

Belki bütün köy, kent okulları bu denli geniş bir alanda, donanımda değildi ama kesinkes Atatürk, İnönü döneminde her okulun en azından bir bahçesi vardı. Çocuklar bu bahçede oynar, özgürce dolaşırdı.

Bahçesiz, donanımsız okullar

Bir de günümüzün bahçesiz apartman okullarını düşünün. Önceleri kent merkezlerinde tek tük görülürken son yıllarda hemen her mahallede apartman okullar mantar gibi arttı.

Biz Ankara’nın Çayyolu’nda Mutlukent Mahallesi’nde oturuyoruz. Önceleri çevremizde bahçeli ilk ve ortaöğretim kurumları vardı. Ulusal bayramlarda çocukların gösterilerini okul bahçelerinde izlerdik. Sonra özellikle dershanelerin kapanmasından ardından bahçesiz özel apartman hatta daire okullar çıktı ortaya. Nerdeyse her sokakta birkaç tane okul, sözde eğitim yeri levhası görür olduk.

Devlet, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) nasıl buralara okul açma  izini veriyor diye düşünürken bir de ne görelim? Bakanlık da bu tür okullar açmaya başladı.

Evimize çok yakın kamuya ait büyükçe bir tepe, tepenin üzerine kendiliğinden çıkan bitkiler, ağaçlar vardı. Keşke buraya park yapılsa yeni ağaçlar dikilse derken bir gün bu tepenin çevresi kapatılarak makineler çalışmaya, kamyonlar girip çıkmaya başladı. Sokaklar toz ve çamurla kaplanırken tepe yavaş yavaş yok edildi. TOKİ, tepenin yerine onlarca katlı yapılar yükseltti. Daireler yüksek bedellerle satıldı.

Bir de baktık tepenin yol kıyısındaki yan yatmış kibrit kutusuna benzeyen yapıda “Ankara Çankaya Mutlukent Anadolu Lisesi” açıldı. Pes artık, bu kadarı da olmaz dedik oldu. MEB bir zamanların en nitelikli okullardan birini apartman okul olarak açtı. Çocuğunuzu uygulama bahçeli, spor alanları olan, kitaplıklı, müzeli, öğrencilerine bir arkadaş gibi davranan Avni Dedekorkut gibi öğretmenlerin bulunduğu okullarda mı, yoksa adı ne olursa olsun havasız, güneşsiz, bahçesiz, uzman olmayan ellerde apartman okullarda mı eğitilsin isterseniz.

Kuş, çocuk cıvıltıları

Nitelikli eğitim, öğretmen, öğrenci ve donanımlı okulla olur. Yoksa kendinizi aldatırsınız.

Sait Faik 1952’de yazdığı “Son Kuşlar” öyküsünde ne güzel anlatır:

 “Seneler var ki kuşlar gelmiyor. …                                                                           Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı.

Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.”

Sanırım Sait Faik’in çocuklara “Sizin için kötü olacak” dediği günleri yaşıyoruz. Ülkenin geleceğini, çocuklarımızı gerçekten düşünüyorsak zaman geçirmeden apartman okullardan vazgeçip bahçeli, güneşli okullar açalım. Bizden uyarması.

Mustafa Gazalcı

Eğitimci. mgazalci@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here