Girmiş kapıdan
“Doktor kurtar anamı” demiş.
Cebinden çıkarıp ıslak keseyi
atmış doktorun masasına.
Doktor
“Dur hele deli Türk ”demiş.
“Önce seni kurtaralım.
İçeri geç üstünü soy.
Sana kuru bir şeyler getireyim.
Sobada ısın. Sonra konuşuruz.”
“Ben iyiyim” demiş Deden. “Anamı kurtar sen.
Bir şeyi yoktu. Tarladan döndü.
Başına bir ağrı saplandı.
Sen bilirsin ilacını. Çabuk ver gideyim.”
“Düşündüğüm şeyse anan çoktan ölmüştür.
Evme . Otur. Isın. Bir bardak ıhlamur iç.
Ben ilaç hazırlayayım.
Ölmediyse sabah , öğle akşam birer kaşık içir ,
bir hafta için düzelir “ demiş.
Deden Hayri’nin kızı Naz’ın getirdiği
giysilerle üzerini değiştirmiş,
kurutmaya götürdüğü giysilerini beklerken
gelip giden hastaları, doktorun tedavisini izleyip,
söylediklerini dinlemiş, yapılanlar ilgisini çekmişti…

Eve geldiğinde anası çoktan ölmüştü.
Deden üzüntüden yıkılmış.
O güzel, gür sesi ile anasının
hem salasın vermiş, hem ağlamış,
haberi komşu köylere duyurmuş…
Deden bir sepet yumurta,
bir sepet sebze, meyve toplayıp,
bir hafta sonra Kozan’ın yolunu tutmuş.
Varıp Doktor Hayri’nin muayenehanesinin
kapısında attan inmiş.
O günden sonra orayı
sık sık ziyaret eder olmuş, derken,
doktor yamağı olarak işe başlamış.
Aslında orada işe başlamasının nedeni,
dedikodu bu ya Hayri’nin kızı Naz’mış…
Devam edecek…
28.09.2022
Ragıp KURT
Görsel: Alıntı

























