Zeytin dalı

0
956

Bozuk düzen, çark bozuk, zihniyet zifiri çıkar! Yalan dünya talan ülke. Kâğıt üzerinde olmayan hiçbir yeşil sevilmez mi, bu nasıl bir düzendir böyle?

Hayatın ellerinden tutan evrenin ruhudur yeşil: Çam ve zeytin ağaçları; sedir, meşe, ladin, göknar, ardıç, servi… her biri bir umut ve her biri çocuklarınızın istikbali. Çöle dönmüş bir coğrafyada yaşamı sırtlayacak torunlarınızın alınlarına bu lanet yazgıyı neden yazıyorsunuz?

Savaşı Tanrı çıkarmaz; tanrıcıklar çıkarır.

Tarih boyunca Tanrıcıklar yarattı savaşı; ellerinde bazen ihanet, bazen kehanet, bazen ticaret vardı; bazen nükleer silahlar, bazen hırs, bazen de din vardı. Olan hep masumlara oldu. Evrenin gecelerini gündüze çeviren ağır silahlarla karanlığı sonsuza uzatan kirli ellerle binlerce, on binlerce can kaydı gitti baharında yeşermeden.  Kaç fidan ve kaç yüz yıllık hayat ağaçlarını yaktılar yıktılar acımasızca. Bu ne hırstır böyle, bu ne düşmanlıktır, bu neyin nefretidir?

57 yıllık hayatına 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap ve bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti sığdıran ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” söylemini geleceğin nesilleri ölmesin diye söylemiştir. İçi boş değildir bu söylemin. Hayatının yarısından çoğunu savaş meydanlarında geçiren bir lider eğer ki  “Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, “ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. Ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.” (1923, Adana) diyorsa savaşın iç yüzünü gördüğü içindir.

“Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.”

“En büyük savaş cehalete karşı verilen savaştır.”

Topla tüfekle değil, kalemle kâğıtla, bilimle ilimle vermeliyiz savaşı. Tanrıcıklara dur demenin tek yolu bilimdir.

Ne istiyorsunuz o güzelim zeytin ağaçlarından? Sizi deşifre edeceğinden mi korkuyorsunuz?

Selim Savaş KARAKAŞ