1-GENEL OLARAK DEVLET BİÇİMLERİ
Devletler biçim itibariyle ayrılırlar. Bunlar genel olarak Tek Yapılı(Üniter) Devletler ve Karma Yapılı Devletler olmak üzere iki ana grupta söylenebilir. Bu devlet biçimlerini ayrıntılı olarak inceleyelim:
A- Tek Yapılı(Üniter) Devletler
Tek Yapılı(Üniter) Devletler; merkezden yönetimlidir. Tek yapılı (üniter) devlet de 20.yüzyılın sonlarından itibaren bölgesel devlet modeli ile de görülmektedir 1 . Tek yapılı devlette salt bir hukuk ve yasa birliği, öte yandan ülke sınırları içinde yasama-yürütme ve yargılama birliği vardır. Günümüzde tek yapılı devletlere örnek olarak Türkiye, Azerbaycan, Türkistan
Türk Cumhuriyetleri 2 , Fransa, Macaristan ve Ermenistan gösterilebilir. Bu devletler öyle yönetilir ki, tüm hukuki ve siyasi düzenlemeler bünyesinde bulundurduğu her bölge için geçerlidir. Bu devletlerin bölgelerinde veya yerel birimlerinde ayrılma hakkı tanımamıştır.
Üniter devletlerde, merkezden yönetim ilkesi ve yerinden yönetim ilkesi olmak üzere iki ilkeyle yönetilebilir 3 . Merkezden yönetim ilkesinde bütün yetki ve sorumluluklar merkezde toplanmıştır. Öyle ki tüm yönetim işleri başkent adı verilen merkezde sağlanır. Merkez; kendisine bağlı kamu görevlileri atayarak yönetimi gerçekleştirir. Dolayısıyla merkezi bürokrasi sıkıdır. Türkiye için örnek verirsek; Başkent, İller, İlçeler ve Bucak Müdürlükleri olarak merkezden yönetiminin taşra örgütleridir. Taşra örgütlerinin ayrı bir tüzel kişiliği yoktur, hepsi Devlet Tüzel Kişiliğine bağlıdır.
Yerinden yönetim(ademi merkeziyetçilik) ilkesi de merkezi devlet dışında farklı yörelerde oturan halkın, kendi aralarında seçtikleri kimseler tarafından yönetilmesidir. Bunlara örnek olarak da Büyükşehir Belediyeleri, Belediyeler ve Köylerdir. yönetim birimlerinin de her birinin ayrı kamu tüzel kişiliği vardır.
Merkez yönetiminin, yerel yönetimlere idari vesayet yetkileri vardır. Bunun dışında yukarıda da bahsettiğimiz gibi bölgesel devlet modeli de üniter devletin bir türüdür. Örneğin İspanya bölgesel devlet modelidir. Öyle ki, Bask, Katalonya ve Galicia gibi bölgeler ekonomik gelişmişlik ve etnik farklılıklar nedeniyle bölgeleştirilmiştir ancak Anayasal bazda yine Üniter devlet olan İspanya ya bağlıdır.
B- Karma Yapılı Devletler
Karma Yapılı Devletler, birden çok devletlerden oluşmaktadır. Günümüzde bu tür devletlere, Federasyon adı verilmektedir 4 .
Federal Devlet denildiğinde kendisini oluşturan yerel birimlerin, ilke olarak uluslararası yetkileri olmamasına rağmen, her birinin anayasa, yasama ve yargılama alanında özerkliğe sahiptir. ABD, Kanada, Avusturya, Almanya, İsviçre, Rusya, Pakistan ve Arjantin federal devletlere örnek gösterilebilir.
Federasyon altında konfederasyonu da tanımlamakta yarar vardır. Konfederasyon; bağımsız kuruluşlar ve kurumlar tarafından, egemenliklerini muhafaza etmek şartıyla, ortak ve sınırlı menfaatlerini sağlamak maksadıyla, bir antlaşma ile kurulan topluluklardır5.
Uluslararası hukuk açısından, konfederasyonlar bir devlet sayılmamaktadır 6 . Geçmişte 1776-1787 yılları arasında Amerika bir konfederasyon idi7. Keza, 1866 yılında Kuzey Alman Konfederasyonu (8) mevcuttur.
Günümüzde konfederasyon tanımına uyabilecek topluluk tam olarak yoktur. Ancak Avrupa Birliği, Şangay Örgütü, Bağımsız Devletler Topluluğu kanaatimce çağdaş anlamda konfederasyondur. Zira uluslararası antlaşma ile ortak ve sınırlı menfaatlerini sağlama amacıyla kurulmuştur.
2- TÜRK BİRLİĞİNİN YAPISI HUKUKİ DÜZLEMDE NASIL OLMALIDIR
Yapmış olduğumuz tanımlar bağlamında Türk Birliğinin Yapısı Devletler Teorisi veya Hukuki Düzlemde Nasıl Olmalıdır?
Öncelikle Türk Birliğinin adı her biri Cumhuriyet rejimiyle yönetildiği için kanaatimce Türk Cumhuriyetleri Birliği olmalıdır.
Türk Cumhuriyetleri Birliği; AB, BDT formatında üniter veya federasyon yapıda olmayan, güçlendirilmiş konfederasyon yapısı olan birlik olmalıdır.
Karşılaştırma yapılması açısından Avrupa Birliği;nin İşleyişinden bahsedelim
1. Birliğin amacı; barışı, kendi değerlerini ve halklarının refahını ileriye götürmektir.
2. Birlik, vatandaşlarına, dış sınırların kontrolü, iltica, göç, suçun önlenmesi ve suçla mücadele konularında uygun tedbirler vasıtasıyla kişilerin serbest dolaşımının sağlandığı, iç sınırların olmadığı bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı sunar.
3. Birlik bir iç pazar kurar. Birlik, dengeli ekonomik büyümeye ve fiyat istikrarına, tam istihdamı ve sosyal gelişmeyi hedefleyen rekabet edebilirliği yüksek bir sosyal Pazar ekonomisine ve çevre kalitesinin yüksek düzeyde korunmasına ve iyileştirilmesine dayalı olarak, Avrupa’nın sürdürülebilir kalkınması için çalışır. Birlik, bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi destekler. Birlik, sosyal dışlanma ve ayrımcılık ile mücadele eder ve sosyal adaleti, sosyal korumayı, kadın-erkek eşitliğini, nesiller arası dayanışmayı ve çocuk haklarının korunmasını destekler. Birlik, ekonomik, sosyal ve yersel uyumu ve üye devletler arasında dayanışmayı destekler. Birlik, sahip olduğu zengin kültür ve dil çeşitliliğine saygı gösterir ve Avrupa’nın kültürel mirasının korunmasını ve geliştirilmesini sağlar.
4. Birlik, para birimi avro olan bir ekonomik ve parasal birlik kurar.
5. Birlik, dış dünya ile ilişkilerinde kendi değerlerini ve çıkarlarını savunur ve destekler ve vatandaşlarının korunmasına katkı sağlar. Barışa, güvenliğe, dünyanın sürdürülebilir kalkınmasına, halklar arasında dayanışma ve karşılıklı saygıya, serbest ve dürüst ticarete, yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ve çocuk hakları başta olmak üzere insan haklarının korunmasına ve Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan ilkelere saygı gösterilmesi de dahil uluslararası hukuka titizlikle uyulmasına ve uluslararası hukukun geliştirilmesine katkıda bulunur.
6. Birlik, hedeflerini, Antlaşmalarda kendisine verilen yetkiler çerçevesinde, uygun araçlarla takip eder. 9
Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkındaki Antlaşmanın(ABİHA) 3. maddesinden görüleceği üzere birlik siyasi ve ekonomik açıdan ortak hareket etmeyi amaç edinmişlerdir. ABİHA’nın 4. maddesi de şöyledir:
1. Antlaşmalarda Birliğe verilmemiş yetkiler, 5.madde uyarınca, üye devletlere aittir.
2. Birlik, üye devletlerin Antlaşmalar önündeki eşitliğine ve bölgesel ve yerel özerk yönetimler de dahil, siyasal ve anayasal temel yapılarında mündemiç ulusal kimliklerine saygı gösterir. Birlik, ülke bütünlüğünün teminat altına alınması, kamu düzeninin muhafaza edilmesi ve ulusal güvenliğin korunması da dahil, devletin temel işlevlerine saygı gösterir. Özellikle ulusal güvenlik, her üye devletin kendi sorumluluğunda kalmaya devam eder. 3. Birlik ve üye devletler, dürüst işbirliği ilkesi gereğince, Antlaşmalardan kaynaklanan görevlerin yerine getirilmesinde birbirlerine saygı gösterirler ve yardımcı olurlar. Üye devletler, Antlaşmalardan veya Birlik kurumlarının tasarruflarından kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak üzere, genel veya özel her türlü uygun tedbiri alırlar. Üye devletler, Birliğin görevlerinin yerine getirilmesini kolaylaştırırlar ve Birliğin hedeflerinin gerçekleştirilmesini tehlikeye düşürebilecek her türlü tedbirden kaçınırlar 10 .
Görüldüğü üzere AB üyesi devletler, birliğin işleyişi için her türlü tedbiri alır, birliğin görevlerinin yerine getirmesini kolaylaştırır ve birlik hedeflerinin gerçekleştirilmesini tehlikeye düşürebilecek her türlü tedbirden kaçınırlar. Bu da üye devletlerin, Avrupa Birliği’ne egemenlik yetkilerini sınırlı olarak devretmiş anlamına gelmektedir.
Birliğin hukuki tasarruflarını ise ABİHA’nın 288.maddesinde genel olarak şu şekilde düzenlenmiştir: “Kurumlar, Birliğin yetkilerinin kullanılması için tüzük, direktif, karar, tavsiye ve görüşler kabul eder. Tüzükler genel uygulama alanına sahiptir. Bütünüyle bağlayıcıdır ve tüm üye devletlerde doğrudan uygulanır. Direktifler, muhatap alınan her üye devleti, ulaşılması gerekli sonuçları itibarıyla bağlar, şekil ve yöntem seçimini ise ulusal otoritelere bırakır. Kararlar bütünüyle bağlayıcıdır. Muhatabı belirtilen bir karar, yalnızca muhatabı için bağlayıcıdır. Tavsiye ve görüşler bağlayıcı değildir. 11”
Hukuki tasarruflardan görüleceği üzere AB’nin tüzük, direktif ve kararları bağlayıcıdır. Bu durum da AB’nin devletler teorisi bazında konfederasyon olduğu kanaatini uyandırmış olmakla birlikte, birliğin üye olan devletleri tamamen kendi halinde bırakmayan bir yapıdadır.
Keza ABİHA 19. maddenin ilgili hükümleri şöyledir:
1. Avrupa Birliği Adalet Divanı; Adalet Divanı, Genel Mahkeme ve ihtisas mahkemelerinden oluşur. Avrupa Birliği Adalet
Divanı, Antlaşmaların yorumlanmasında ve uygulanmasında hukuka riayet edilmesini sağlar. Üye devletler, Birlik hukukunun kapsadığı alanlarda etkili hukuki koruma sağlamak için gerekli hukuki başvuru yollarını temin ederler. 3. Avrupa Birliği Adalet Divanı, Antlaşmalara uygun olarak; a) bir üye devlet, Birlik kurumu veya gerçek ya da tüzel kişi tarafından açılan davalar hakkında karar verir, b) üye devlet mahkemelerinin talebi üzerine, Birlik hukukunun yorumlanması veya Birlik kurumları tarafından kabul edilen tasarrufların geçerliliği hakkında ön karar verir, c) Antlaşmalarda öngörülen diğer durumlarda karar verir.
Anlaşıldığı gibi AB’nin hukuki tasarruflarının denetimi Avrupa Adalet Divanı adlı yüksek mahkeme tarafından gerçekleştirilmektedir.
Toparlarsak;
Türk Cumhuriyetleri Birliği’ne üye olmanın ana koşulu devletin ezici çoğunluğunun Türk soyundan olması ve Türk kültüründen gelmesi olmalıdır.
Türk Cumhuriyetleri Birliği, AB ve diğer birliklerden farklı olarak öncelikle bir SOY ve KÜLTÜR BİRLİĞİDİR. Zira diğer topluluklar bölgesel ve kültürel çıkar ve ortaklıklarından ötürü birleşmişlerdir. AB ise bunun en güçlü örneğidir. Ancak Türk Cumhuriyetleri Birliği, adı üzerinde TÜRKLERİN BİRLİĞİ olduğundan bu koşul olmazsa olmazdır.
Türk Cumhuriyetleri Birliği üye devletler için bağlayıcı olan ve yaptırımları olan ortak hukuk kurallarına sahip olacaktır. Ortak hukuk kuralları, insan hakları evrensel bildirgesini kayıtsız ve şartsız kabul edecektir. Bu noktada Birlik Anlaşması üye devletlerin Anayasalarından da üst bir hukuk normu olarak kabul edilmelidir. Keza Birliğin ortaklaşa görüştüğü ve üye devletlerin çoğunluğunun çıkardığı hukuk düzenlemeler üye devletler yönünden doğrudan bağlayıcı olmalıdır. Kuşkusuz Ortak hukuk kuralları; her üye devletin demokratik, laik-seküler ve çoğulcu bir devlet olmasını zorunlu hale getirmelidir.
Ortak hukuk kurallarının denetimi için YARGU adlı yüksek mahkeme kurulacaktır.
Yargu, AİHM’den ve AAD’den daha geniş yetkilere sahip olacaktır. Sadece tazminat yaptırımı olmayacak, cezai ve idari yaptırımları da olacaktır. Öyle ki Yargunun kararları üye ülkeler açısında bağlayıcı nitelik taşıyacaktır.
Ortak hukuk kurallarının değişmez ilkesi Türk milliyetçiliği ve Türklüğün korunmasıdır.
Kurallar; Türk ulusuna, Türk kültürüne, Türk soyuna, Türk tarihine, Türklerin atalarına karşı küçük düşürücü, onur kırıcı, yok sayıcı, tahkir ve tezyif edici, gerçeklerle bağdaşmayan olayları isnat edici her türlü olgulara karşı cezai, hukuki ve idari yaptırımı düzenlemelidir.
Daha basit bir tanımla düşünce ve ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere hiçbir hak ve özgürlük; Türk ve Türkçülükle çelişmemelidir.
Ekonomi; birliğin olmazsa olmazıdır. Birlik de ekonomik yönden bağlayıcı kararlar alınmalıdır.
Türk girişimcileri, Türk sanayicileri, Türk bilim adamları ve Türk emekçileri birlik bazında desteklenmelidir. Çeşitli ekonomik düzenlemeler oluşturulmalıdır. Ayrıca ortak bir ekonomi için AB’de olduğu gibi ortak bir para birimi oluşturulmalıdır. Bu para birimine AKÇA adı verilmelidir. AKÇA eski Türklerde ve Osmanlı Türk İmparatorluğunda para anlamında kullanılırdı.
Birliğimiz güçlendirilmiş konfederasyon olduğu için ortak bir savunma hattı, ortak bir silahlı kuvvetler oluşturmalıdır. Silahlı kuvvetlerin adı Türk Birlik Ordusu olmalıdır. Ordu, tüm üye devletlerin ordusunun belli bir kısmıyla oluşturulacaktır. Tüm devletlerin ordusu aynı zamanda birlik ordusunun da mensubu olacaktır.
Üye devletlerin eşit sayıda temsil edilmesi
Üye devletler eşit sayıda temsil edilir ve birliği eşit sayıda yönetirler. Birliğe başkan olma hakkı her devlete sırasıyla verilir. Birliğin hukuk kuralları birlik üyelerinin ortak görüşlerinin istisnasız alınmasıyla salt çoğunlukla konulur. Birlik Antlaşması maddeleri ise nitelikli çoğunluk ile değiştirilir.
Üye devletlerin birlikten ayrılma hakkı
Üye devletlerin birlikten ayrılma hakkı haklı nedenlerin ispatı halinde mevcuttur. Bu haklı nedenin tespiti YARGU tarafından yapılır. Ancak birlikten ayrılmak isteyen üye devlet, birliğe belirli bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
Üye devletlerin birbirine saygı gösterme yükümlülüğü
Hiçbir üye devlet birbirine saygı kuralları dışında davranamaz. Aksi takdirde haksız çıkan devlete belirlenen yaptırımlar uygulanır.
Belirtmiş olduğumuz özetler de AB’den daha kuvvetli bir birlik olma durumunu artırmakla birlikte GÜÇLENDİRİLMİŞ KONFEDERASYON SİSTEMİ olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır.
Kaynakça
1 Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, Beta Yayınları, 13. Bası, Ağustos 2009, s.128-129.
2 Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan.
3 Teziç, s. 129-131.
4 Teziç,s.133.
5 http://www.wikizero.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvS29uZmVkZXJhc3 lvbg
6 Teziç,s.135.
7 http://www.wikizero.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvS29uZmVkZXJhc3 lvbg
8 Teziç,s.135.
9 Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkındaki Antlaşma,m.3. https://www.ab.gov.tr/files/pub/antlasmalar.pdf
10 https://www.ab.gov.tr/files/pub/antlasmalar.pdf
11 https://www.ab.gov.tr/files/pub/antlasmalar.pdf
12 https://www.ab.gov.tr/files/pub/antlasmalar.pdf
























