Seçimlere resmi olarak yaklaşık iki yıl var ama seçim davulları çalınmaya başladı. Muhalefet seçim istiyor. Hükümet ise gündemimizde seçim yok diyor. Şimdi burada iki önemli soru karşımıza çıkıyor. Birincisi bu hükümet bu şekilde iki yıl götürebilir mi? İkincisi Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olan Tayyip Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilebilir mi?
Sokaklarda, kahvehanelerde, işyerlerinde, yemekhanelerde, evlerde vatandaş seçim konuşuyor. Anket şirketleri bu durumu öğrenmek için kıyasıya çalışıyor. Anketler başımızın üzerinde uçuşup kafamıza, gözümüze çarparken açıkçası seçimlerde nasıl bir sonuç çıkabileceğini bizlerde konuşuyor, tartışıyor, tahmin etmeye çalışıyoruz.
Şuan ki görüntüye göre, Millet ittifakı ve Cumhur ittifakı başa baş gözükürken, MHP içinde muhalefetiz söylemi dillendirilmeye başladı. Gözüken o ki MHP, İYİ Partinin yükselişinden rahatsız ve uzaklaşan seçmeni tekrar çekmek istiyor. Bu durum, Cumhur İttifakının bir politikası yada MHP, ülkenin içerisine düştüğü bu durumdan sorumlu tutulmamak için kaçmak istiyor da olabilir.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şuan ki mevcut tabloyla seçimde başarılı olabilir mi? Bana kalırsa hala bir şansı var.
İsterseniz önce bugüne kadar yaptıklarına bir göz atalım. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, iktidara geldiği ilk yıllarda devleti üretim alanından çekti. Çünkü daha iktidara gelmeden önce bunların sözünü vermişti. Kamuya ait işletmeleri özelleştirdi.
AKP kendisini hükümet gibi değil de devlet olarak görmeye başladı ve işletmeleri özelleştirirken bazı kurumları da hükümetleştirdi. Medyanın büyük bölümünü kendisine bağladı. Yap işlet devret modeli ile kendisine bağlı yeni bir zengin kitle yarattı. Hukuku bir tarafa bırakıp mahkemeleri kendisine bağladı. Meclis noter gibi çalışmaya başladı. Eskiden Cumhurbaşkanları için noter sıfatı kullanılırdı. Devlet kurumları tamamen partiye bağlandı. Son seçimlere kadar belediyeleri kendilerine bağlamışlardı. Kendi sarayı, kendi polisini, kendi öğretmenini, kendi hastanesini, kendi okullarını, kendi valilerini oluşturmaya başladı. Aslında yapılan AKP devletinin oluşumuydu.Görüldü ki bu politika tutmadı. Geri tepmeye başladı. AKP’nin de oyları erimeye başladı.
Piyasa güven ister. Alıcı kaça alacağını, satıcı kaça satacağını bilmek ister. Sattığının hammaddesini alamayacak üretici, üretmez. Dövize gider, faize gider. Piyasa koşullarında faizi indireceğim demekle faiz inmez. Sen indirirsin tefeci yükseltir. Devlet bankalarından düşük faizli kredi verebilirsiniz ama bu görecelidir. Kredi vermek için para basmak zorunda kalınır ve bu durum enflasyona yol açar. Enflasyonun olduğu yerde yatırım ve dolayısıyla üretim de olmaz. Devlet, piyasa koşullarında faizi, kuru belirleyemez. Düzenlemeler yapar. Güven duygusunu sağlar. Oysa şuan devlet kurumlarına güven yok. Aslında anket şirketleri, sorularının içerisine bunu da almalılar.
Bu durumda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tekrar seçilebilir mi? Evet seçilebilir. Nasıl seçilebileceğini isterseniz biraz açalım.
Bir hayal edin. Tayyip Erdoğan sabah yatağından kalkıyor. Ama bu kez yirmi yıl olduğu gibi ters tarafından değil de yatağın doğru tarafından kalkıyor. Aynanın karşısına geçiyor ve kendi yüzüne bakıyor. Fakat aynada kendi yüzünü değil iktidarı boyunca yaptıklarını görüyor. Ben neler yapmışım diyor ve bütün saraydaki görevlileri toplantıya çağırıyor. Hepsinin kovulduğunu ve görevi kötüye kullandıkları için mahkemeye vereceğini söylüyor. Bütün medyayı çağırıyor. Canlı yayında, 83 milyonun karşısında ben çok yanlışlar yapmışım. Bunları hemen düzelteceğim. Sonrasında isterseniz beni seçmeyebilirsiniz. Sizden oy da istemeyeceğim isterseniz verin diyor. Cumhurbaşkanlığı yeminini tekrar ediyor ve acil uygulanması gereken kararlarını açıklıyor.:
1.Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tutmamıştır. Meclis acil olarak toplanıp hemen karar almalı, Cumhurbaşkanı ile Hükümeti ayırmalıdır.
2.Ülkeyi içinde bulunduğu bu çıkmazdan kurtarmak için iktidarı ve muhalefeti ile birlikte tüm partiler bir araya gelip bir geçiş hükümeti kurmalı, başbakan ve bakanlar hemen çalışmaya başlamalıdır.
3.Mahkemeler ve basın özgürdür. Devlet kurumları ayrım gözetmeden hükümetin emrinde, vatandaşın hizmetinde olacaktır.
4.Savcılar, Cumhuriyetin savcıları olarak görevlerini özgürce yapmalı ve devleti talan edenleri, soyup soğan çevirenleri, üç beş maş alanları ben ve çocuklarım dahil kim olursa olsun hepsinden hesap sormalıdır.
5.Din, Allah ile Kul arasındadır. Devletin hiçbir kurumu yada başka oluşumlar, dinimizi kullanarak kendisine ayrıcalık ve çıkar sağlamayacaktır.
6.Yabancı ülkelerle ilişkilerimiz “Yurtta sulh, dünyada sulh” ilkesi ile devam edecek. Suriye ile anlaşılıp mülteciler gönderilecektir.
7.Ben Atatürk’ü yeni anladım. Helalleşmek için Anıtkabire gidiyorum. Yanıma koruma da almayacağım der ve tek başına anıtkabire giderse,
Tayyip Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilebilir.
Bünyamin AKA

























