CHP İçerisinde Kimyasal Bombalar Var

0
629

Türkiye seçime gidiyor. Bu doğrultuda ittifaklar, masalar kuruldu. Anketler havalarda uçuşuyor, demeçler savaşıyor. Bazen önemli, bazen de çok tehlikeli açıklamalar yapılıyor. Kılıçtaroğlu’nun ABD ve İngiltere’ye niye gittiği sorgulanıyor. İktidar kanadının bir kısmı, ABD’ye, Fetö elebaşısıyla görüşmeye gittiğini öne sürüyorlar ama Fetöyü de kullanan ABD değil mi? Bir kısmı ise ABD’den icazet almaya gittiğini iddia ediyor. Yani seçim öncesi ABD’ye gitmek icazet almaksa, son yıllarda bunu iktidar adayı bütün liderler yapıyor. Aslında bizim iktidarları ABD’nin belirlediği yıllardır konuşuluyor.

ABD’den, İngiltere’den icazet alsa da görünen o ki CHP’nin iktidar olmaya niyeti yok. CHP içerisinde CHP’ye düşman bir kesim var. CHP’ye düşman olan bu kişiler, öyle açıklamalar yapar ki CHP’ye güven duygusunun zayıflamasına neden olurlar. Ama bu kez daha ağır oldu. Gürsel Tekin ve Sezgin Tanrıkulu, CHP’yi tam kalbinden vurdu.

Kimyasal Silahlar Sözleşmesi(CWC)

Kimyasal silah üretimi ve kullanılması ülkeler arasında uzun süre tartışmalara neden olmuş bir konudur. Bu tartışmaların sonucunda Kimyasal Silahlar Sözleşmesi 16 Aralık 1992’de BM Genel Kurulunda kabul edilmiş, 13-15 Ocak 1993 tarihleri arasında imzaya açılmıştır. Sözleşme; bir önsöz, 24 madde ve 3 ekle birlikte Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren “uygulama ve denetim” mekanizması olan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) tarafından alınan kararlarla birlikte 250 sayfayı bulmaktadır.

Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (CWC), kimyasal silahların üretimini, stoklanmasını ve kullanımını yasaklayan bir silah kontrol antlaşmasıdır. Konvansiyonun tam adı Kimyasal Silahların geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme şeklindedir.

Sözleşme, 29 Nisan 1997’de yürürlüğe girmiştir. Bu tarihte Sözleşmeye taraf ülke sayısı 87’dir ve bu devletler aynı zamanda KSYÖ’nün de kurucusu olmuştur. 2014 yılı itibariyle taraf olan üye devlet sayısı 190’dır. ABD 25 Nisan 1997’de, Rusya ise 5 Aralık 1997’de Sözleşmenin tarafı olmuştur.

Türkiye, 97/9320 Karar sayısı ile 13/1/1993 tarihinde Paris’te imzalanan ve 4/4/1997 tarihli ve 4238 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ekli “Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası” ile ilgili Sözleşmeyi onaylamıştır.

Kimyasal Silah Kullanmak müdahaleye davetiye çıkartmaktır

Kimyasal silah kullanımı insanlık suçudur. Kullanılması durumunda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine müdahale hakkı doğurur. Hatırlarsınız Irak’a ve Suriye’ye bu şekilde müdahale edilmişti.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin görüntüleri izledim. Kimyasal silah insanlığa karşı bir suçtur. Yarın itibariyle iddialara dayanak olan görüntülerin doğruluğu üzerine soru önergemi meclis gündemine sunacağım. Bu iddialar karşısında açıklama yapılmamış olması ilginç” ifadelerini kullanmıştı.

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, kimyasal silah kullanıldığı ile ilgili sadece bir iddia olan ve PKK’nın zaman zaman yaptığı açıklamaları araştırmadan, bilgi, belge sorgulamadan bu iddiaya destek olurcasına, sosyal medyada açıklama yapıyor ve meclis gündemine de getireceğini söylüyor.

Bu açıklamanın sırf muhaliflik duygusu ile yapılmış bir açıklama olmadığını düşünüyorum. Bu açıklama, iktidara karşı yapılmış bir açıklama da olamaz. Çünkü siyaset üstü bir konudur. Kimyasal silah kullanmak suç ve dış müdahaleye davetiye çıkartmaktır. Bu açıklama, doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milletine karşı yapılmıştır.

Eğer ki gerçekten böyle bir durum varsa bilgi ve belge eşliğinde, kimse duymadan Genel Başkanına götürmesi, parti meclisinde tartışılması gerekmez mi? Genel Başkan, devleti yönetenlere gider,  bu tehlikeli olayın bilgi ve belgelerini önüne koyar.

Devleti yönetenler, olayı araştırır. Eğer gerçekten böyle bir olay var ise sorumlularını yargının önüne koyar. Devleti yönetenler, konu ile ilgilenmiyorsa belki o zaman Anamuhalefet Partisi, konuyu meclis gündemine taşıyabilir.

ABD, Yunan sınırımıza asker ve silah yığdı. Irak ve Suriye sınırımıza, PKK ordusu kuruyor. Bunları boş yere yapmıyor. Türkiye’ye müdahale koşullarını oluşturmak için kendileri de kullanabilirler. Irak’a ve Suriye’ye bu şekilde müdahale etmediler mi?

CHP Atatürk’ün partisi. Devleti kuran parti. Ama içerisinde kimyasal bombalar var. Bu bombalarla iktidara gelebilir mi? Zor gözüküyor.

Bünyamin AKA