Dünya var olduğundan itibaren insanlığın temel ihtiyaçlarından biriside enerjidir. Tüm savaşların ana nedeni enerjiye olan ihtiyaçtır.
Rusya-Ukrayna savaşının en çok etkilediği alanlardan biriside hiç şüphesiz enerjidir. Batı ülkelerinin Rusya’ya yaptırımlarına karşılık Rusya’da özellikle Avrupa ülkelerine gönderdiği doğal gazın vanalarını kapatmıştır. Bu gelişme karşısında çoğu Avrupa ülkeleri soğuk suyla duş, binaların aydınlatılması, devlet dairelerinin iç sıcaklığının19 derecenin üzerine çıkmamasına kadar çeşitli tasarruf tedbirleri uygulamaya başlamış ve bu kışı atlatmakta zorlanacak gibi görünüyorlar.
Avrupa ülkelerinin bu tasarruf tedbirlerini uygulayarak enerji krizine çözüm bulması bence kısa ve orta vade de oldukça zordur. Avrupa ülkeleri Rus gazına alternatif bulabilmek için Azerbaycan’ın gaz üretimini artırarak bu ülkeden ilave gaz tedariki, Türkmenistan, Irak ve Doğu Akdeniz’deki gaz kaynaklarının Avrupa’ya ulaştırılması faaliyeti imkânsız değil ama çok zordur.
Şimdi aklınızdan şu soru geçiyordur umarım;
Acaba Türkiye’de durum nedir?
Türkiye sahip olduğu LNG terminalleri ve Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi(FSRU) ile kendi ihtiyacının yanında komşu ülkelerinin de gaz ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir rol oynayabilir. Yapılan son yatırımlarla Türkiye’de LNG giriş kapasitesi 133 milyon metreküp/gün seviyesine yükseltilmiştir. Dünya’da yaşanan enerji krizinde Karadeniz’de bulunan doğal gazın 2023 ‘de sisteme dâhil edilebilecek olması ülkemiz için büyük bir şanstır. Görünen odur ki Türkiye şu anda doğal gaz sıkıntısı çekmeyecek gibi durmaktadır.
Bir başka gerçekte Rusya savaş ekonomisini sürdürebilmesi için doğal gaz satması gerektiğidir. Son gelişmeler gösteriyor ki bu doğalgazı alabilecek en uygun ülkelerden biride Türkiye’dir.
Gaz depolama kapasitemiz yeterli olmasına rağmen Türkiye Doğalgaz ’da %99, Petrol’de%92, Enerji tüketimi açısından ise %72’ye yakın bir oranda ithal kaynaklara bağımlıdır. Bu ne demektir. Şartlar değiştiğinde Enerji İthalatçısı tüm ülkeler gibi zorluklar yaşayabilir.
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi enerjide tek alternatife yönelmemek gerekir. Son dönemlerde Türkiye’nin Elektrik üretiminde Rüzgâr ve Güneş’ten yararlanma faaliyetleri hızla artmaktadır. Tam yeterli seviyeye çıktığımız söylenemez. Enerjide dışa bağımlılığı azaltma gayretleri özellikle yenilenebilir kaynaklara yönelmek karbon emisyonlarının azaltılması ve enerji güvenliğine sağladığı katkılar açısından oldukça önemlidir.
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam etmesi ve ivmeyi artırması oldukça hayati bir öneme sahiptir.
Ayrıca ekonomide enflasyonu arttıran sebeplerden birisi de üretim maliyetidir. Üretim maliyetinde yekûn tutan kalem kullanılan enerji miktarı ve ödenen paradır. Maalesef Enerji olmadan da üretim olmuyor.
Bu bağlamda yakın ve orta vade de vatandaş olarak bazı enerji tasarruf tedbirlerini kendimize göre uyarlama, Dünya’da yaşanan bu enerji krizinden en düşük maliyet ve zararla çıkabilmek için enerji verimliğinin ve tasarrufunun acilen toplumun gündeminde üst sıralara çekilmesi taraftarıyım.
Dünya’nın güçlü devleti enerjisini kendi üretendir. Kalın sağlıcakla. Saygılarımla.
(E)Tuğgen. Mustafa Yaşar ARSLANHAN
.

























