Cumhuriyet 99 Yaşında

0
611

Büyük Önder Atatürk, “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin, kimsesidir” diyerek, Cumhuriyet’e çok büyük anlam yüklemiştir. Bu tanıma göre Cumhuriyet, ayrıcalıklı bir zümrenin değil herkesin eşit olduğu bir yönetim şekli olarak, Türk Milletine sunulmuştur. Çünkü Atatürk, Türk Milletinin, Cumhuriyet yönetimine layık olduğunu düşünmektedir.

Cumhuriyet,  bütün vatandaşlarını eşit görür.  Cumhuriyet yönetiminde ayrıcalıklı; bey, ağa, paşa, şeyh gibi unvanlar kullanılmaz . Vatandaş vardır. Vatandaşlar devlet önünde eşittir. Vatandaşlar bu haklarını anayasadan alır. Bu nedenle bir zamanlar  devlet, BABA’mızdı. Baba, ara sıra kızar ama şefkatliydi. Çocukları arasında ayrım yapmaz. Çocuklarının yaşam şartlarını iyileştirmek için gecesini gündüzüne katar. Çalışır, çabalar. Artık devlet baba yok. Çünkü devlet babayı öldürdüler.

Şimdi üvey baba var. Çocuklarını sabahtan akşama kadar çalıştırıp, kazançlarını alan, çok getirenin nasıl getirdiğini sorgulamadan ona ayrıcalıklı davranan, üvey baba.

Devlet, üvey baba olunca doğal olarak çatışmalar da başlar. Sonuçta çocuklar büyüyor ve bazıları sorguluyor. Devletin gerçek sahibi olduğunu iddia ediyor ve haklı olarak babasından kalan mirası, yani devletini geri istiyor.

Cumhuriyet, sokaklarda kurulmadı. Cumhuriyet, cephelerde şehitlerimizin kanıyla, canıyla kuruldu. Cumhuriyet, emperyalizmi yenerek kurulan ilk devlettir. Emperyalizmi yendik ama emperyalizm durur mu? Elbette durmaz. Emperyal mantık yenilgiyi kaldıramaz. İlk fırsatta intikam için gelir. Silahıyla, topuyla. Gelmeden önce de iç cepheyi ele geçirmek ister. Şuan bunun emareleri ne yazıktır ki gözükmekte.

Atatürk diyor ki, “Cepheler iki şekilde düşünülebilir. Kolay anlaşılması için şöyle diyeyim; İç ve Görünürdeki cephe. Asıl olan, iç cephedir. Bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği bir cephedir. Görünürdeki cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, yenilebilir. Fakat bu durum hiçbir zaman bir memleketi yok etmez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti esir ettiren iç cephenin çöküşüdür. Bu gerçeği bizden çok daha iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.”

Kaleyi içerden fetih etmek atasözü, aslında tam da bunu anlatır. Bu atasözü, Truva Savaşından kalmış da olabilir. Cumhuriyetimizin binlerce yıl yaşamasını istiyorsak; Truva Atlarını unutmayalım.!

Cumhuriyetimizin 99.Yılı Kutlu Olsun.

Bünyamin AKA