Günlerimi geçirdiğim ve duyumsamamı derinleştiren müziklerden birkaçını konu edinmeyi kararlaştırdım. Üzerinde durmak istediğim müzik grupları olmakla ile beraber 2000’li yıllarda üreten adları belleğimde taradım. Ve bir konsere denk düştüm. 2021 yılının son günlerinde, Sakarya Caddesi’nde… Düşlediğim memleketin hasreti ile yanıp tutuşurken çam kolonyası beklediğim bir sanatçı: Onur Akın.
Kuşkusuz her şey gibi “estetik beğenilerimiz” de sınıfsal ve politik öz taşır. Sanat yapıtının hayatla kurduğu dönüştürücü ilişki ve sanat yapıtının üreticisinin sınıfsal-politik konumu, yapıtı tüketenin beğenisi ile yakından ilgilidir. Elbette sanat yapıtı ile iletişim ve ilişki kuran tüketicinin deneyimi de bu süreci düzeylendirir. Söz gelimi, yapıt ne zaman kulağına çalınmış, hangi iç durumda dokunmuştur? Tüketici, yapıtın belleğinde bıraktığı izleri takip eder ve izlerle hayatı kendi belleğinde yeniden kurar. Sanat yapıtı dönüştürülmüş hayatın, kurgusal karşılığı iken tüketicinin dönüştürme-kurma süreçlerine de düzlem oluşturur. Böylelikle sanatçı ve tüketici arasında, sanat yapıtı aracılığıyla iletişim-etkileşim oluşur. Bu iletişim-etkileşimde tüketen, yapıtı içselleştirdikçe dışa vurarak; hayatını dönüştürme-kurma sürecine girer. Yapıt, kişiyi besliyor, hayatı dönüştürüyor, yeniden kuruyor ve süreci tetikliyorsa, “sanatın” insancıl işlevini yerine getiriyor demektir.
İşte Onur Akın’ın, belleğimde ilk yer edişi uzun yollarda arabamızda dinlediğimiz karışık cd’lerdeki parçalarıydı. O zaman müziğin ve sözün uyumlu dansı, içlerimde bir yerlere dokunsa da anlamlı gelmiyor, eksikliğimi alttan alta sezdiriyordu. Uzun yılların araya girmesi ile unutayazmışken, yürüyerek aşmaya koyulduğum uzun yollarda yine karşıma çıktı; eşlik etti…
Öykü böyle başladı, Ankara’nın teptiğim caddelerinde doruğa çıktı. Sakarya Caddesi’ndeki konseriyle… Bir baktım ki uyandığımda açtığım, okula giderken dinlediğim, deniz kenarında dalgalara eşlik eden şarkılar, kanlı canlı karşımdaydı. Hem de her kesimden insanın dilinde birlikte söyleniyordu. Bilmediğim zannettiğim şarkıları, enstrümanın tınısı ile dilime dolanıyor ve göğe yükseliyordu. Bir yumruğum havada HAYKIRDIM, HAYKIRDIM, HAYKIRDIM. “Mayın hattında ömrüm” zikzak çize dursun ben savruluşa eşlik ettim. “Bana Bir Gül Ver” demeyi orada öğrendim. Geceyi kime yazdımsa yoktu yanımda, yağmur yüreklim, sırılsıklam, bacaklarım yorgundu… “Ey Hayat” diyebildim sadece…
Dönüşmüştüm.
Grup Baran’ın solisti, aşk şarkılarının şiirsel dokunuşlarını örüyordu artık. “Kuytuda Başak” “Yediveren”e döndü. “Bekle Bizi İstanbul” derken “Kanatlarında Kaldı Bahar”. Şimdi ise “Asi ve Mavi” idi, “”Ey Hayat” yankısında “Firari”. “Memleket İsterim” dedi “”Seni Aşka Yazmalı” ile demine dem vurdu. 2000’li yılların iz düşümüydü aynı zamanda.
90’larda yılgın mücadeleyi sürdürürken, yenilmişlik dank edince aşka düştü. Ne de benziyordu bana. “Yağmur Yüklü Bulut” olmuştum. Payım ve paydam… “Gidenlerden Kalanlara” ne vardı?
Sorular çoğala dursun yanıtlar hep gecikti. Ben yaşamımın kuytusunda şiir okudum. Boy verdim. Sanat neydi, kuram ve de mücadele. Aşka sonraları tanık oldum. Yazdım, yazdım ve yazdım. “Seni Aşka Yazmalı”. Özneler değişti, eksikliğim başka tamlıklarla kapandı. Ne denebilirdi yorgunluğa ve çileye… Döndüm geçmişime. “Seni Sevmek Felsefedir” dedim önce. Sorguladım, sorguladım, sorguladım. 90’lı yılların karanlığı ve faili meçhullüğü sinmişti üstüme. 2000’e doğru yürüdüm. Yani doğumuma. Ne politik imgeleri kaldırırdı “aşk” ne de aşkı militan. “Yasak bana gözlerini anlamak / Ellerin ellerin bana yasak / … / Düşünce suçun olaydım / Beraatin olaydım”. Hala yazamamanın ve yaşayamamanın tutsağıyım…
İşte birkaç albümün anatomisi. Adli tıp doktoru benim ve kendi cesedimi inceliyorum. Sanat biraz da ölülerle dalga geçmek değil midir zaten? Tepki veremeyeceğini bildiğinden kurcalamak ve kanırtrmak.
Onur Akın’ın üretimi, politik imgelerle donatılmış ve mücadele devingenliğinden; aşkın, kısır döngüsüne evrilmiştir. Toplumsal diyalektikten, içsel diyalektiğe. Bir başka deyişle, belleğe işlenenden yüreğin anımsadığına. Hep duygu yüklü yan korunmakla beraber, tını ve imge açısından yenilendiğini söylemek ne kadar olanaklıdır? Yeni atılım için önce “Yüreğe Yazılanlar”ı anımsamak gerekiyor herhalde… Sonraki albümlerinin öncekiler kadar baş gösterdiği söylenebilir mi? Hele de seçim şarkıları yapmaya başladıktan sonra…
Her albümün öne çıkan bir şarkısı olur elbet. Kitlelerce daha çok tüketilir daha çok dile dolanır. Hatta bazen o kadar gerçektir ki o diğer şarkılarda da aranır. Ama albüm bütündür ve bir durumun, bir zamanın, duyumsamanın ve duyumsayışın işleyişinin bütüncül çıktısıdır. Eğer yeni duyumsama baş göstermiyorsa, önce geçmişe dönmeli sonrasında ise “single” yapmalı!
1999 yılının Ekim’inde doğdum. 2000 doğumlularla okudum. Kendimden bilirim 99, 2000’e dahildir. Onur Akın’ın “Asi ve Mavi”den başlayıp “Mor Bir Hüzün”e yol almıştır, 2000’ler boyunca. Belki de hepimiz gibi… Toplumsal hareketleri görünce de kanatlarında kalan baharı anımsamış “atları rüzgar kanatlılar”ı selamlamıştır. Okuyuşu ve enstrümantal alt yapı her ne kadar vurucu olsa da Onur Akın’ın “imgesel üretimini” bulmak epey zordu. 2000’li yıllarının başından itibaren geniş kitlelere ulaşan sanatçı ve yapıtları sonraları git gide sönümlenmiş ve belirli kalıplar içerisine sıkışmıştır. Bu sıkışmışlığı sadece ona ve öznel nedenlere dayandırmak olanaklı olmasa da sanatsal üretiminin boyutlanarak ve çeşitlenerek sürmesi tüketicilerdeki yarım kalmışlık ve beklentidir. Onur Akın şarkılarında, insanların yarım kalışlarını ve beklentilerini, söze dökmüş ve müzikle birleştirmiştir. Döküm ve birleşim ise sanatının özgül ağırlığını var etmiştir, görüşümce. Fakat bir süre sonra, şarkıların insancıl durumu ve duyumsamayı yansıtan yönü zayıflamıştır. Şarkıların kendisi, yarımlığın ve beklentinin çıktısına dönüşerek kısırlaşmış; aynı dolayım ve bağlam yarımlığa neden olmuş, beklentileri karşılayamaz hale gelmiştir.
Onur Akın’ın 2000’li yıllardaki üretimi, maviden mora çalan görünüm sergilemektedir. Bendeki Onur Akın ise “Asi ve Mavi” “Memleket İsterim” demeyi sürdürmektedir…
Arda ÇELİK

























