Yerde günlük maişeti peşinde koşan bir karıncadan Evren’de dolanan galaksilere; maddenin en küçük parçalarından bir insan toplumuna kadar, dünyada bilimlere konu olan her şeyin bir yapısı vardır. Mahiyetini öğrenmeye çalıştığımız olgulara bu gözle bakmadıkça, onların yapılarını araştırıp ortaya koymadıkça, gerçeklere ulaşamayız.
Bir olguyu anlamak istediğimizde ister fizik ister kimyasal ve isterse biyolojik veya sosyal olsun, o olguyu ilk önce bir bütün olarak değerlendiririz, fakat orada kalamayız. Çünkü her olgu kendisinden daha basit ögelerden oluşur. Eş-deyimle birtakım ögeler belirli esaslara göre bir araya gelip o bütünü meydan getirmiştir. İşte bu bir araya gelişe, daha doğrusu bunun geliş şekline yapı, yapılaşma(structure, structuration) diyoruz.
Yapı kavramını anlamak ve tanımlamak için, gözlemlenen olgu ile ilgili olarak iki husus göz önüne alınır:
– O olgunun bir “küme” olduğu hususu,
-O kümeyi oluşturan elemanlar arasındaki, küme ile elemanlar arasındaki oransal ilişkilerin varlığı hususu.
Buna göre “yapı” kavramı şöyle tanımlanabilir: Yapı, bir küme olarak düşünülen bir olgu ile elemanları arasındaki ve o elemanların kendileri arasındaki oransal ilişkilerdir. Her bütün kendi yapısının etkisi altındadır.
Evrende ve yaşadığımız dünyada bütün olgular yapılarıbakımından birbirinden farklıdır. Bir elmanın yapısı farklı, bir kuşun, insanın yapısı, bireylerin yapısı farklıdır. Ekonomiler de aynen böyledir. Amerikan ekonomisi, İngiliz ekonomisi, Türkiye ekonomisinden farklıdır. ABD’nin ihracat yapısı farklı, Türkiye’ninki farklıdır. Bu yapı farklılığı o birimlerde özellik, boyut ve davranış farklılığına sebep olur.
Yapı kavramı yalnız ekonomi biliminde değil, bütün bilimlerde kullanılır. Çünkü yapı evrensel bir gerçektir. Psikolojiden matematiğe; fizikten edebiyata kadar her alanda belirleyicidir. Sosyal bilimler -örneğin ekonomi bilimi- olguların yapısal gözlemlenmesine büyük önem vermektedir. Neden ihracatımız yeterince artmıyor? Çünkü talep esnekliği düşük olan malları ihraç ediyoruz. Oysa, Almanya’nın ihracatı talep esnekliği yüksek olan mallardan oluşmaktadır. IMF politikaları İngiltere’de sonuç veriyor ama Türkiye’de sonuç vermiyor, neden? Çünkü iki ülkenin ekonomik yapıları farklıdır. Toparlarsak, her olgu ve nesneyi öncelikle bir bütün olarak değerlendiririz. Sonra bu bütünün hangi ögelerden, ne ölçüde oluştuğuna bakarız. İktisat politikasını anlayabilmemiz ve uygulayabilmemiz için iktisadi yapıyı bilmeliyiz.
Ekonomik yapı, oluşturucu ögeler arasındaki göreceli olarak süreklilik gösteren ilişki ve oranlardır. Bu ilişkilerden bazıları kısa sürede değişir, bazıları ise ancak uzun sürede değişir, bazısı da hiç değişikliğe uğramaz. Örneğin; Türkiye’de tarımın istihdamdaki payı yüksek kalıyor, insanların zihniyeti değişemiyor. Bazı yapıların değişmesi 1-2 yıl sürüyor. Bazılarının değişmesi ise yıllar alabiliyor.
- Bilimlerde gerçeklerin bulunması, daima yapısal bir bakış açısı ve işlem gerektirir. Yapısal yaklaşımın aşamaları vardır:
–Anlamaya çalıştığımız her olguyu (somut veya soyut olsun) bir bütün olarak görürüz. Ancak biliriz ki, bir bütün ögelerden oluşur.
–Ögelerin bütün içindeki ağırlığı bütünün işleyişini etkiler. Bütünü anlamak için ögelerin bir araya geliş biçimini, ağırlığını belirlemek lazım. Bu ağırlıklar oranlarla (yüzdelerle) ifade edilir.
Daha açık olarak ifade edersek, gerçeklere ulaşmak için:
-Hangi olguyu incelersek inceleyelim, o olguyu önce bir küme (bir ‘set’) olarak göreceğiz.
-Sonra o olgunun, kendisinden daha basit elemanlardan oluştuğunu düşüneceğiz.
-Nihayet, o olgu (küme) ile elemanları arasında, elemanlarla elemanlar arasında ilişkiler olduğunu bilip onları nicel olarak ifade edeceğiz.
Bu temel yaklaşımı benimsemedikçe, dünyada -ister maddî ister manevî olsun- hiçbir olgunun mahiyetini tam olarak anlayamayız.
- Yapı kavramı iktisat politikasında iki amaçla dikkate alınır.
i- Doğrudan doğruya yapıların kendisini değiştirmek amacıyla dikkate alınır. Arzu edilmeyen yapılar, arzu edilebilir yapıya dönüştürülmek istenir. Peki Türkiye açısından veya genel olarak bir ülke için arzu edilebilir yapı nedir? Örnek verelim: ülkede tasarruf oranının yüksek olması, toplam üretimde ve ihracatta sanayiinin payının yüksekliği, Türkiye ekonomisinin sanayileşmiş bir ekonominin yapısını kazanmış olması, insanların çağdaş zihniyete sahip olması…
ii- Bir ekonomi politikası her ülkede aynı sonucu vermez. Yapılar, yapı ortamı belirleyicidir. Hangi ekonomik politika, hangi ortamda uygulanacaksa, o ortamın yapısı dikkate alınır. Bir ülke tarım ülkesi ise, ona göre, o yapılarda sonuç veren politikalar uygulanır. Devalüasyon politikası her ülkede ihracatı aynı derecede etkilemez. Çünkü ülkelerin ihracat yapısı farklıdır. İki ülke olsun: Birinin ihracatı büyük oranda tarımsal ürün, diğerininkinde ise sanayi malı ağırlıklı olsun. İki ülkede aynı derecede devalüasyon yapılsa, ülkelerdeihracat aynı oranda artmaz. İkinci ülkede artış daha fazla olacaktır.
Yapı kavramı ile ekonominin gelişmesi arasında sıkı bir bağlantı vardır. Bir ülkedeekonomik büyüme yalnızca miktar artışlarını gösterir, yapısal değişme dikkate alınmaz. Buna karşılık ekonomik gelişme, miktar artışlarına ilave olarak arzu edilir yapısal değişmeleride kapsar. Ekonomik kalkınma ise bir ülkenin kendisinden daha ileride olan ülkelere yetişmesi, onların ekonomik ve sosyal yapılarına benzer bir yapı bileşimine kavuşması demektir.
- Bir hayal kurarak yazımızı bitirelim:
Atatürk diyor ki, “Türkiye geleceğin medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.” Atatürk bu sözünde milletçe kalkınmanın önemini vurgulamış ve güneşi kalkınma anlamında kullanmıştır. Türkiye’nin kalkınması onun Büyük Ülküsü idi. Ülkelerin kalkınmasıuluslararası bir yarışada benzetilebilir. O zamanşöyle düşünebiliriz: Diğer ülkelerle birlikte biz de koşuyoruz, ilerliyoruz, bu büyümeyi anlatıyor. Hızlanıyoruz, önümüzdekileri birer birer geçiyoruz. Bu durum da gelişmeye anlatıyor. Sonunda ilk üçe giriyoruz, o zaman kalkınmış bir ülke oluyoruz. Çünkü hem büyüdük hem de ideal olan sosyal ve ekonomik yapılara kavuştuk*.
Prof. Dr. Cihan DURA
————————————.
*Yapı kavramı, önemi ve bilimlerde kullanımı hakkında geniş bilgi için bakınız: Cihan Dura, Gerçeği Arayış: İnsanlığın Bitmeyen Savaşı, Galeati Yayıncılık, Ank.,2021, ss. 63-94.

























