Bir zamanlar facit diye kollu bir hesap makinası vardı. Muhasebecilerin veznedarların “olmazsa olmazı” Zamanla pilli daha sonra güneş enerjili hatta şeritli hesap makinaları hesap alanına girince unutuldu kollu facitler…
Pilli ya da güneş enerjili hesap makinaları bakkallar tezgâhlarında bile yerini aldı. Uzun sürdü saltanatları. Hala da çok yerde makamlarını koruyorlar…
Topoğrafya etüt ve planlamalar hep hesap işiydi. Gökyüzünden de çekimler yapılıyordu elbet ama makinalarla… Kimse helikopterde uçarken yeryüzüne bakıp; O kanalı, o yolu aha şuradan geçirin demiyordu. Hatta dedemi rüyamda gördüm bu projeyi dedem böyle istedi. Diyenler yoktu…
Akıllı telefonları bile geride bırakmışken rüyalar, havadan bakmalar son zamanlarda gözlerde okunur oldu hesaplar…
Tabi bu okunan hesaplar okuyana göre bakana göre değişiyor. Gözler mi? Pırıl pırıllarmış! Gözler cıvıldaşıyormuş! Gözlerde rakamlar uçuşuyormuş! Çarp, topla, böl. Sakın çıkarma, sağlamasına gerek yok sonuç herkese ayrı. Hatta kazandığı için sevinen azınlıklar yanında kaybettiğini bilmeden sevinen çoğunluk neredeyse kol kola halay çekecek durumda…
Hesap adamı değilim. Hesap adamı o kadar çok ki ben yetişemem hiç birine. Ne de olsa diploma sertifika soran da yok ama bana göre değil hesap adamı olmak bana göre değil ekonomist olmak.
Benim gözlerim hesap makinası değil
Şıkırdamıyor, pırıldamıyor
Benim gözlerimde memleketin acı renkleri
Benim gözlerimde memleketin acınacak halleri
İntihara zorlanan gençler
Ocaklarda dert kaynayan kazanlar
Sultanlığa soyunmuş patatesler
Yerlerde sürünen soğanlar
Heba olan Rençberlerin emekleri
Esnafların kapanan kepenkleri var
Oysa benim gözlerimde sevdalar
Baharlar olsun
Kış gönlüne çiçekler yağsın istiyorum
Sonuç; gözler göze hesaplar hesaba benzemez günlerdeyiz..
18.01.2022 – Muhsin SALMAN

























