Şer’in Yendiği Orman

0
933

        “Topraktan bir aşk gibi fışkırır ağaçlar ve ormanın gözlerinden muhteşem bir musiki yükselir…”

Tarihin kıskandığı bir kahraman kimsenin giremediği ihanetler diyarından getirir güneşi. Güneş tebessüm eder kurtulduğu için zindandan. Üç yıldır prangalı ayakları özgürlüğe atar adımlarını.

İlk yürüyüşleri paytaktır güneşin, süzülürken bağımsızlığa doğru bereketlenir, boy atar fidanlar. Topraktan bir aşk gibi fışkırır ağaçlar ve ormanın gözlerinden muhteşem bir musiki yükselir. Asilleşir onu dinleyenler. Dört mevsim ağaçlardan meyveler sarkar. Ne hırsız kalır ne uğursuz.

Zamanla asillerin doğası yılanların istilasına uğrar. Yılanlar, babasının malıymış gibi ormana ait tüm nimetleri sahiplenir.

Şer yener fazileti…

Erdem kaybeder yörüngesini…

Ulu kahramanın kurduğu ormanların çiçekli dallarına tüneyen yılanlar dallarda açan çiçeklerin kokuları ile sarhoş olurken ulu kahramana hakaret etmeyi de hüner sayarlar.

Günü kurtarma kaygısı içinde olan uzun sivri dilli yılanlar, yüzyıl sonrasında bile ormanların aziz ağaçlarını düşünen kahramana küfür etmeyi dindarlık olarak görür. Bu dindarlık mıdır, kindarlık mıdır sizce?

Şer’in yendiği fazilet ormanında açmaz oldu çiçekler, kurudu nehir…

Geleceğimizin çiçeklerini bile açmadan soldurdular…

Günyüzü görmeyen kaç umudumuzu gömdük yüreğimize ve bir dediği iki olmayanlar milyon isteğimiz gerçekleşmediği halde şükredin dediler bize. Neye şükredelim? Şükredecek bir şey mi bıraktınız bize? Beş iblis ve etrafındaki haramiler umudumuzu bile çaldılar.

Selim Savaş KARAKAŞ