Olay 1945 yılında Burdur’a bağlı Arvallı nahiyesinde geçmiştir.
Bir halk öyküsüdür. Gerçeklere dayanmaktadır.
Öyküleme ve kurgulama yapılmıştır…
DENİZİN DİBİNDE HATÇAM DEMİRDEN EVLER
Aradan dört yıl geçti. Ahmet; Hasan Hüseyin’le birlikte Hatça’nın babasının evinde kaldı. Onları ana, baba bildi. Dedikodulara aldırmadı.
Adı “Avradı altından kaçan Çoban’a” çıktı.
Hasan Hüseyin büyüyor, Ahmet; bağ, bahçe, tarlaya uğraşıyordu.
Hasan Hüseyin Ahmet’ e “ Ahmet Aga” , dedesine “ Hüseyin baba”, nenesinde “ Elif ana” diyordu. Eskiden köy yerinde dedenin olduğu yerde çocuklar babalarına Aga (abi) derlerdi…
Bir yaz gün Hatça’dan mektup geldi. Hasan Hüseyin uyurken, Hüseyin ağa ; Ahmet ile Elife anaya okudu. Uzun bir mektuptu. Her satırında Elif ana ağladı. Ahmet döşemeye gözlerini dikti, Daldı gitti.
Hatça köyden gidince adını değiştirmiş Gülendam yaptırmış. Dışarıdan ortaokulu bitirip Ömer’in okulunda memur olmuş. Öğrenci işlerine bakıyormuş. Ömer’den de bir oğlu olmuş . Onun adını da Mustafa Kemal koymuşlar. Şimdi Hasan Hüseyin’i görmek istiyormuş. Bir gün “ Ahmet alsa gelse “ diyordu. “Anası olduğumu bilmesin şimdilik “ diyordu. Evleri Mermerli plajın dibindeymiş. Kime sorsa gösterirmiş. Yanında, denizin hemen dibinde demirden evler yapılıyormuş (Eskiden evler hep taştan yapıldığından, betonarme evlere taşıyıcısı demirlerden ötürü böyle deniyordu ) …
Ahmet
– Dediği yeri biliyorum, dedi. Yıllar önce rahmetli anlamla babamı oraya kum’ a götürmüştür. Bir hafta kum’ a gömüştüm. Babam “dizlerimin çatırtısı geçti” demişti. İzin verirseniz ben Hasan Hüseyin’i götüreyim. Anasını, kardeşini tanısın…
İki gün sonra atını hazırladı. Heybesinin gözüne curasını, azıklarını koydu. Elif ananın kızına yolladıklarını doldurdu. Düştüler yola. Ahmet, Hasan Hüseyin’e “Antalya ya çalışmaya gidiyoruz” dedi. Hasan Hüseyin sevinçle boynuna sarıldı Ahmet’in. Macera vardı…
Hanlarda yata kalka, pınar başlarında konaklaya konaklaya iki gün iki gece sonra ulaştılar Antalya’ya. Öğle vakti sitenin kapısında indiler attan. Ahmet yanlarına koşarak gelen bekçiye
– Öğretmen Ömer bey bizi bekliyor. Bahçede işler varmış yapılacak. Dedi.
Zaten yolları gözleniyordu. Hemen içeri aldı bekçi. Doğru Ömer bey le Gülendam hanımın villasına götürdü…
“Denizin dibinde Hatçam demirden evler
Ak gerdanın altında da çiftedir benler
O kınalı parmaklar da o beyaz eller
Yolcuyu yolundan eyleyen dilber”
Ömer Hatça’yı daha bir güzelleşmiş buldu. O, uzun saçlarını kestirmiş. Kilo almış, akça pakça bir hanım olmuştu.
Hatça gelir gelmez Hasan Hüseyin i bağrına bastı. Öptü kokladı.
Hatça onlar gelecek diye türlü türlü yemekler, tatlılar yapmıştı. Yediler, içtiler. Hatça’nın bir yanında Mustafa Kemal, diğer yanında Hasan Hüseyin. Hatça mutluluktan güller açıyor…
Ragıp Kurt

























