ÖĞRETMENLİK

0
799

İnsan yetiştiren, eğitim işini gören mesleğin adıdır öğretmenlik. Bütün çağdaş ülkelerde bu mesleğe, öğretmen adayının seçilip yetiştirilmesine özel bir önem verilir.

            Ülkemizde de 1973’te çıkan 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Yasası’nın 43. maddesinde öğretmenliğin “özel bir ihtisas mesleği” olduğu özellikle vurgulanır.

Bilmek öğretmenlik için yeterli değildir. Nitelikli bir eğitim, kişilikli insan için önce iyi yetiştirilmiş öğretmen gerekir.

            Türkiye Cumhuriyetini kuranlar öğretmene büyük değer vermiştir. Atatürk öğretmenlere,  “Yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek olan sizlersiniz” demiştir.

            Ülkemizde ilk öğretmen okulu, ortaöğretime öğretmen yetiştirmek için 16 Mart 1848 tarihinde İstanbul’da açıldı.

            Cumhuriyet döneminde, 1924’te Öğretmen Okulları, 1926’da Köy Öğretmen Okulları, 1926 Gazi Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü, 1936 Eğitmen Kursları,1937 Köy Öğrenme Okulları, 1940 Köy Enstitüleri, 1942 Yüksek Köy Enstitüsü, 1954 İlköğretmen Okulları, 1959 Yüksek Öğretmen Okulları, 1965 Eğitim Enstitüleri 1982 Eğitim Fakülteleri ve Yüksek Eğitim Okulları başlıca öğretmen yetiştiren kurumlardı.

            Ne yazık ki bunca deneyim ve birikime karşın öğretmen yetiştiren kurumları tam yerine oturtamadık.

            Kurduk, kapattık. Tam geliştiremedik.

            Örneğin 1947’de Yüksek Köy Enstitüsü, 1950’de Yüksek Öğretmen Okulu, 1954’te Köy Enstitüleri, 1974’te İlköğretmen Okulları, 1980’de Eğitim Enstitüleri kapatıldı.

1980 sonrası öğretmen yetiştirme işi Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınarak YÖK’e, üniversitelere bırakıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) meslekle ilgili uzun yıllar edindiği birikim ve deneyim ortada kaldı.

YÖK ile MEB yeterli işbirliğini gerçekleştiremedi.

            16 Mart, 24 Kasım, 5 Ekim Öğretmenler Günü

16 Mart uzun yıllar Öğretmenler Günü olarak kutlandı. Ancak 12 Eylül 1980’den sonra Atatürk’ün başöğretmenliği kabul ettiği günün anısına 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kabul edildi. 

            Son yıllarda 24 Kasım kadar yaygın olmasa da 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü de kutlanmaktadır. UNESCO ve ILO’nun 5 Ekim 1966’da kabul ettiği Türkiye’nin de imzaladığı Öğretmenlik Statüsü Tavsiyesi (1) öğretmenlerin haklarını belirleyen uluslararası bir ortak belgedir.

            24 Kasım’da daha çok ulusal çapta bir kutlama ve Türkiye öğretmenlerinin sorunları gündeme gelirken, 5 Ekim de ise daha çok öğretmenler sendikaları ve örgütleri haklarını gündeme getirmektedir.

            Her 24 Kasım, 5 Ekim’de öğretmeler için güzel sözler edilse de sayıları 800 bini aşan çalışan öğretmenlerin mesleki, ekonomik, sendikal sorunları bir türlü çözüme kavuşturulmadı.

            Sayısı 500 bini aşan atanamayan öğretmenler, yıllardır büyük bir sorundur.

            Öğretmenler çağdaş, ileri ülkelerde olduğu gibi toplu sözleşmeli, grevli sendika hakkından yoksundur.

            Yine öğretmenlerin çağdaş, ileri ülkelerde olduğu gibi siyasi partilere üye olma, siyaset yapma hakları yoktur.

            Aylıkları ve ders ücretleri mesleğin toplumsal saygınlığıyla bağdaşmamaktadır.

            Öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri arasında bir eşgüdüm yoktur.

            Meslek içi eğitime yeterince yer verilmemektedir.

            Öğretmenler ders kitaplarının, programlarının hazırlanmasına, atama ve yerlerinin değiştirmesi kararına, yöneticilerinin seçilmesine katılmamaktadır.

            Ne Yapılmalı?

            . Ülke olarak altında imzamız olan Öğretmenlik Statüsü Tavsiyesi ilkeleri zaman geçirilmeden uygulanmalıdır.

.Öğretmenlere toplusözleşmeli grevli sendika hakkı ve siyaset yapma hakkı tanınmalıdır.

.Ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğe son verilerek atanmayan öğretmenler atanmalıdır.

            .Öğretmenler kendi yöneticileri seçimle kendileri seçmelidir.

            . 12 Eylül’de ellerlinden alınan TÖB-DER malları geri verilmeli, İLKSAN (İlkokul Öğretmenleri Sosyal Yardım Sandığı) Ana sözleşmesi demokratikleştirilerek yönetimi öğretmenlere verilmelidir.

            . Eğitim fakülteleri arasında bir eşgüdüm olmalıdır.

            . Öğretmenlerin aylık ve ücretleri iyileştirilmelidir. 

            . Eğitim ve öğretmen politikaları eğitim sendikaları ve örgütleriyle birlikte belirlenmelidir.

            Milli Eğitim Şurası ve Öğretmen Meslek Yasası

            AKP yedi yıl sonra Külliye’de “Eğitimde Fırsat Eşitliği” başlığıyla 20. Milli Eğitim Şurası’nı topluyor.

            Birçok öğretmen sendikasının, eğitim kuruluşunun, uzmanın çağrılmadığı şurada AKP ve yandaşları kendi çalıp kendi söyleyecektir.

            Her alanda olduğu gibi eğitim de çöktü 20 yıl içinde.

            Hele başlık olarak ele alınan fırsat ve olanak eşitliği kalmadı. Eğitim ticarete döndü. Yazılıyı kazanan birçok halk çocuğu sözlüde elendiğine hep tanık olduk. Olmayan bir niteliği aranmak için bu başlığın seçildiği ortada.

            Büyük ölçüde yok edilen Öğretim Birliğine dayanan laik ve bilimsel Cumhuriyet eğitimi biraz daha yara almasından kaygılıyız. Hele kimi iktidara yakın sendikaların Kuran kurslarına giden çocukların okul öncesi eğitim yerine geçsin önerisi hiç kabul edilemez.

            Öğretmen Meslek Yasası

            Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan şurada yaptığı konuşmada Öğretmen Meslek Kanunu’nun kısa zamanda çıkacağını, sözleşmeli öğretmenlikle kadrolu öğretmenler arasındaki ayrımın giderileceğini söyledi.

Bu ayrımı AKP getirmedi mi? Önce ayır sonra birleştir. Sanki yani bir hak veriyormuş gibi davran.

Öte yandan karın tokluğuna çalıştırılan ücretli öğretmenler var. Bunlar ayrım olmaya devam etmeyecek mi?  Sayıları 500 bine yaklaşık atanmayan öğretmenler atanabilecek mi?

            Bir de 10 yıl sonra sınavı başaran öğretmen uzman öğretmen, daha sonra da başöğretmen olacakmış?

Neden 10 yıl sonra? Öğretmen zaten uzman olarak okulu bitirir. Stajerliği bir yıl içinde kalktıktan sonra bu haklar niçin verilmiyor.

Öğretmen Meslek Yasası bütün sendikaların ortak görüşüyle hazırlanmalıdır. 5 Ekim 1966’da imzalanan ILO-UNESCO’nun hazırladığı, Türkiye’nin de imzaladığı “Öğretmen Statüsü Tavsiyesi” hakları bu yasada tanımalıdır. Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı olmalıdır öğretmenin. Kendi yöneticisini kendisi seçmelidir.

Yoksa 4+4+4 düzenlemesinde olduğu gibi ben yaptım oldu olur. Bir hak yarım verileceğine hiç verilmesin daha iyi.

Mustafa Gazalcı

mgazalci@gmail.com

Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi, Prof. Dr. Mesut Gülmez, Ankara, Kasım 1991.