Cumhuriyet, Kimsesizlerin, Kimsesidir

0
687

Cumhuriyet öncesi, Türk Milleti, Osmanlı hanedanının malıydı. Padişah ve aynı zamanda Halife olan Vahdettin, işbirliği yaptığı İngilizlere, Türk Milleti koyun, ben de onların çobanıyım diyordu. Kendi çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen Osmanlı yönetimi, koskoca imparatorluğun parçalanmasına göz yummuş, milleti fakir ve perişan etmişti. İşte Türkiye Cumhuriyeti, köhneleşmiş ve yok olmaya yüz tutmuş, Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine kuruldu.

Mustafa Kemal Atatürk, daha savaşı kazanmadan, Anadolu’nun her bölgesinden halkın güvenini kazanmış iki kişiyi Ankara’ya çağırdı. Çünkü ülke işgal altındaydı ve seçim yapma olanağı yoktu. Bu çağrıda önemli ayrıntı, “halkın güvenini kazanmış iki kişi”  denilmiş olmasıydı. Ayrıcalıklı olan, ağa, paşa, bey, zengin, fakir denmiyordu. Halkın güven duyduğu bu kişiler, Ankara’ya ulaştı ve TBMM’ni kurdu. Cumhuriyet, asıl o zaman kurulmuştu. Sadece ilan edilmesi savaş sonrasına bırakıldı.

Cumhuriyet, halkın yönetimi olduğu için halkçıdır. Halkın fırsat eşitliği vardır ve kimse kimseden üstün sayılmaz. Ayrıcalık yoktur. Ağa, paşa, bey gibi ayrıcalıklar olmadığı gibi bu unvanlar yasaklanmıştır. Atatürk’ün söylediği gibi; “ Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin, kimsesidir.”

Cumhuriyet milliyetçidir. Atatürk, “Türkiye Cumhuriyetini kuran halka, Türk Milleti denir” diyerek, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan bütün halkları bir millet olarak kabul etmiştir. Emperyalizmin en basit taktiği parçala, böl, yönettir. Anadolu’yu bölmek isteyen işgalcilere karşı bütünlüğü savunarak, Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. Bu milletin parçalarını, azınlık olarak ayırmamış, devlet önünde eşit birer vatandaş olmasını sağlamıştır.

Cumhuriyet laikdir. İnsanların inançlarına karışmaz. Din, Allah ile kul arasındadır. Aslında İslam dininin kendisi de laik sayılır çünkü, İslam dininde zorlama yoktur. Herkes dinini inandığı şekilde yaşar. Din, birilerinin çıkarına hizmet etmez. Dini vecibeler, Allah için yerine getirilir. İslam dini, durağan değil akıl dinidir. Bu yönüyle aynı zamanda bilim dinidir.

Cumhuriyet devletçidir. Osmanlı devleti sanayileşme devrimini kaçırmış. Ülkede sermeye birikimi yok denecek kadar az. Devlet aşırı borç içerisinde. Halk fakir, eğitimsiz ve perişan bir durumda. Devlet bu sorunu çözmek için yatırımlara başlamış. Kalkınmayı devlet eliyle gerçekleştirmek için uğraş vermiştir. O dönemde özel teşebbüsün yeterli sermeye birikimi yoktur. Özel teşebbüs kar odaklıdır. Büyük yatırımları yapamaz, amaç para kazanmak olduğu için halkın hizmetini ve ihtiyaçlarını da düşünmez. Bu nedenle halkın temel ihtiyaçlarının ve hizmetlerinin karşılanmasını devlet üstlenmiştir.

Cumhuriyet devrimcidir. Çünkü Osmanlı Devleti, ekonomik ve teknolojik olarak başka ülkelerin çok gerisinde kalınmıştı. Onlara yetişmek ve çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak için kararlı, keskin ve hareketli olmak gerekiyordu. Bugün çağdaş uygarlık düzeyini batıcılaşma olarak algılayanlar vardır. Atatürk’ün amacı, Batıyı taklit etmek değildi. Sonuçta Batı da Ortaçağın karanlığından bu günlere geldi. Onlar da çağdaş uygarlığın peşindeler. Teknoloji ve ekonominin iyi olması çağdaş uygarlık düzeyi demek değildir. Sadece bunlara ulaşmak için kullanılan araçlardır. Atatürk’ün tarif ettiği çağdaş uygarlık düzeyi, batının da ulaşmaya çalıştığı düzeydir.

Allah, ben size akıl verdim diyor. Öyleyse aklımızı bilime yorarak çağdaş uygarlık düzeyini yakalayabiliriz. Hem dinimiz hem de büyük Önder Atatürk’ün önümüze hedef olarak koyduğu çağdaş uygarlık düzeyi, CUMHURİYETİN son halidir.

Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

Bünyamin AKA