Muhalefet seçim istiyor. İktidar 2023’ü işaret ediyor. AKP’nin bütün söylemi 2023. Seçim 2023’e kalır mı?
Daha önceden de sıkça yaşadık ki Türkiye’de seçim lafı edilmeye başlayınca bürokrasi, iş dünyası tamamen duruyor. Hiçbir yatırım yapılmıyor. Kısacası Türkiye’de yaprak kımıldamıyor.
AKP iktidarı seçim sürecini 2023’e uzatabilir mi? Belki uzatır ama şuan Türkiye el freni çekilmiş araba gibi gidiyor. Bu gidiş frenlerin patlamasına ve çok dah büyük kazaların olmasına yol açabilir.
Hükümet zor durumda. Kadrolar yeterli değil. Ekonomi faiz-döviz sarmalı arasına sıkıştı. Faiz inerse döviz, döviz inerse faiz fırlıyor ve merkez bankası -50 milyar dolar içerde. Bu sarmaldan kurtulabilir mi? Elbette kurtulabilir ama mevcut yönetim anlayışı ve kadrolarla bu çok zor gözüküyor.
Bugünlerde Demirel’in mutfak ve tencere sözü çok konuşuluyor. Bu görüntüye göre konuşulması gayet doğal. İşsizlik ve ücretler çok düşük. Fiyatlar yüksek. Orta direğin alım gücü düştü. Orta direk kırılma noktasında.
IMF pandemi nedeni ile daralan ekonomilerini canlandırmak için üye ülkelere yardım etti. Bu yardımdan Türkiye’ye de 6,5 milyar dolar düştü. Bu yardım Türkiye’nin giderleri için devede kulak. Ne kadar idare edebilir?
Türkiye son 20 yıldır üretim araçlarına yatırım yapmıyor. Çeşitli finans oyunları ve inşaat sektörü ile ekonomiyi döndürmeye çalışıyor. Özel sektörün çabası da bir yere kadar. Özel sektörün sermaye birikimi Türk ekonomisini kurtarmaya yetmez.
Çok dillendirilmiyor ama son yirmi yılda başka bir sorunumuz daha çıktı. Üretim yapan yabancı sermaye, teker teker ülkemizden çekiliyor. Üstelik gayri milli sermayemizde çeşitli dolaplarla yurt dışına kaçırılıyor. Üretim olmazsa, gelir olmaz. Gelir olmazsa borçlanma başlar. Ve Türkiye şuan bir borç sarmalının içerisinde. Vatandaş, devlete, bankalara borçlu. Devlet ve bankalar yabancılara borçlu. Borç kartopu gibi büyürken, geleceğimizi yabancılara ipotek ediyoruz.
Ekonomi güven, istikrar ve kararlılık ister. AKP iktidarda kalmak istiyorsa, yargının bağımsızlığını sağlamak zorundadır. Yargısı bağımsız olmayan ülkeye iç ve dış yatırım olmaz. Yatırım yapacak kişi kendini güvende hissetmelidir.
Dış dünyada köşeye sıkışmış boksör durumundayız. Yunanistan, ABD, Rusya, Fransa, İsrail ve başka ülkeler ve PKK/YPG bu durumu rahatça kullanmaktadır.
Dış politikada dargınlık, kırgınlık olmaz. Öncelikli olarak liyakatli adamlarımız temsilci olarak yabancı ülkelere gönderilmelidir. Esat’la görüşülmeli, Suriye sınırı güvenceye alınmalıdır. Türk Askeri kendi sınırını korumak için konuşlanmalı, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayabilmesi için yardımcı olunmalıdır. Suriyeli göçmenler, Suriye tarafındaki sınır bölgesine yerleştirilmeli, yerleşim alanları oluşturulmalı ve sınır bölgesinde güvenlikleri sağlanmalıdır.
İsrail, Mısır gibi ülkelerle devletler hukukuna uygun ve açık bir şekilde ilişki kurulmalıdır. AB ile ilgili süreç devam etmeli, AB’ye girmesek de uyum yasaları çıkartılmalıdır.
AKP iktidarını devam ettirmek istiyorsa yapması gerekenler şuan ki yaptıklarından daha kolay. Tek adam yönetimini sonlandırmalı eski sistemin aksayan yanlarını düzeltip dönüş yapmalıdır.
Cumhurbaşkanı, parti başkanı olmamalı, Türkiye’yi top yekun temsil eden konuma gelmelidir. Cumhurbaşkanı, uzlaşmazlıkları ortadan kaldıran partiler üstü durumda olmalıdır. Cumhurbaşkanı, yeminine sadık kalmalıdır.
Bir cumhurbaşkanı, herhangi bir siyasi partiden gelmiş olabilir. Bakanları da atamış olabilir. Ama o artık tepededir. Partiler üstüdür. Tarafsızdır. Anayasamız, cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisi ile ilişkisinin kesilmesini emrediyor. Bunun için namusu ve şerefi üzerine yemin ettiriliyor.
Cumhurbaşkanının görev ve sorumlulukları, Anayasada belirtilmiştir. Cumhurbaşkanının birinci görevi, taraf olmadan Türk Milletini temsil etmek ve kurumların düzenli çalışmasını gözetmektir.
Cumhurbaşkanı, tarafsızlığını yitirerek, görev ve sorumluluk alanının dışına çıkarsa, devlet felç olur.Yetki kargaşası başlar. Kurumlar arası ve kurum içi çatışmalar ortaya çıkar. Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığı yok olduğu gibi makamın, kendisini de yok eder. Devlet organları, kurumlar, sorumlu kişiler işlevsizleşir. Devlet yönetimi krize girer ve ülke, yönetilemez olur.
Ne yazık ki bugün bunları yaşıyoruz. Kavga eden liderleri barıştıracak, frenleyecek partiler üstü kurumumuz kalmadı.
Seçim süreci davullarla, zurnalarla başladı. AKP hükümeti ya seçime gidecek yada seçimi gerektiren koşulları ortadan kaldıracak. Her iki koşulda da milletimiz bir nefes alacak ve umutlanacak.
Milletin nefese ve umuda çok ihtiyacı var.
Bünyamin AKA

























