Gör Beni!

0
362

Merhaba dostlarım. Ben Süleyman… Dostlarım dedim ama, ben sizi tanırım da siz beni tanımazsınız. Çünkü hep karanlıktayım ben, karanlıkta yaşarım. Kınamayın beni dostlarım, ah bir bilseniz, o karanlıkta aslında sizin için yaşarım.

Siz sıcacık yuvalarınızda eşlerinizle, çocuklarınızla huzurla yaşayın diye, ben gün doğmadan, daha çocuklarımın uyandığını bile göremeden, dahası uyanmasınlar diye yanaklarına ufacık da olsa bir öpücük konduramadan, yeraltına iner, çalışmaya başlarım. Karanlığı emeğimin süzgecinden geçirip size aydınlık bir dünya sunmaya çalışırım.

Yüzümün karasına bakıp beni kınamayın dostlarım! Ben bu memlekete olan sevdamı, anama babama olan vefamı, eşime çocuklarıma düşkünlüğümü kömürün karasıyla karar da bu yaşam savaşında yüzüme çalarım. Vurduğum her kazma, salladığım her kürek bir can olsun isterim memleketime.

Kazma kürek dedim de geçen gün bir haber çalındı kulağıma dostlarım, siz de duydunuz mu? Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesi’ne ait maden ocağında 14 Ekim 2022’de yaşanan, 42 işçinin yaşamını yitirmesine sebep olan patlamaya ilişkin 8’i tutuklu 23 şüpheli hakkında iddianame hazırlanmış. İddianamede, tutuklu bulunan müessese müdürü, işletme müdürü, iş güvenliği ve eğitim başmühendisi ile işletme başmühendisi hakkında toplam 844 yıl 16’şar aydan 1062’şer yıla kadar mahkûmiyet istenmiş. Diğer 4’ü tutuklu 19 şüphelinin ise “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talebinde bulunulmuş.

Yapılan incelemelerde patlama bölgesinde lağım çalışması yapıldığında metanın ikaz/alarm seviyesine çıktığı, baca içerisinde istenmeyen metan birikimi olduğu, bacayı temizleyecek vantilatörün yetersizliğinin yöneticilerce bilindiği, bölgenin metan birikimi açısından sorunlu olduğu bilinmesine rağmen gerekli havalandırma tertibatının alınmadığı ve metan patlamasına sebebiyet verildiği anlaşılmış.

İhmaller bununla da bitmiyormuş dostlarım! Sensörlerin 6 kez ikaz, 5 kez alarm vermesine rağmen bunun sıradan bir olay gibi karşılandığı, bu sınırlara bakılarak yapılacak dinamit patlatmalarının mühendislik bilgisi istediği ancak bunun işçilerin inisiyatifine bırakıldığı görülmüş.

Patlatmayı yapan barutçu, metan birikimi olup olmadığını ölçen sondajcı ve son sondajdan sonra dinamit patlatmalarına dayalı ne kadar mesafe ilerlemesi yapıldığını tespit eden görevlilerin işlemlerini takip edecek, denetleyecek, analiz edecek ve iş güvenliği karar sürecini işletecek düzenin bulunmadığı da dikkat çekilen hususlar arasındaymış.

Müesseseye modernizasyon için 2 milyon lira ödenek tahsis edildiği, 2018 yılındaki denetleme raporlarında, modernizasyonun gerçekleştirilmesi için bildirimin yapıldığı, 2022’de düzenlenen denetim raporlarında bir kez daha ikaz edildiği, 24 Aralık 2021’de ihalesinin gerçekleştirildiği, ancak ihaleyi alan firmanın taahhüt ettiği 180 gün içerisinde taahhüdünü gerçekleştirmediği, ek süre verilen firmanın gerekli makine, teçhizat ve kurulumun aşama aşama tamamlanması için tarih verdiği, buna rağmen belirtilen tarihlerde de işin başlamadığına dikkat çekilmiş. Peki, bu firma ve müessese için devletçe bir yaptırım uygulanmış mı? Bunun cevabını hepimiz biliyoruz dostlarım.

1941 yılından bu yana 3 binden fazla insan maden kazalarında vefat etti, 100 binden fazla insan ise yaralandı. Peki, bu neyi değiştirdi? Madenler faaliyetine devam etmiş, ihlaller daha da artmış, madencilerin can güvenliği ehline değil lehine olana emanet edilmeye devam edilmiştir.

Eveet dostlarım! Ben Süleyman… Madenci Süleyman… Soma’da öldüm, görmediniz. Ermenek’te öldüm, görmediniz. Amasra’da öldüm, görmediniz. Daha kaç kere ölmem gerek dostlar? Artık görün beni!

Av.Onur UBAY