Siyah ve Beyaz

0
818

Gazete ve dergi kapitalizmin tetikçisi veya karanlık ellere hizmet eden belli bir grubun bekçisi olmadığı sürece bilginin nirvanası, fikirlerin filizlenen eseri, içinde doğduğu neslin aynasıdır. Tebessüm eder aydınlığa, elinden tutar merhametin, şarkısı olur dürüstlüğün, şiiri olur bilimin…

Aklın ışığı olmak düşüncesindedir gazete ve dergi, özgür düşüncenin bayrağı olmak amacındadır ama fırsat verilirse.

Peki, su akıp bulur mu yatağını? Kazma kürekle değiştirilebilir mi suyun yatağı? Değiştirilirse ne olur? Çok basit; tüm balıkları ölür nehrin, ceylanlar yatağını değiştiren suyu terk eder, uzak iklimlerden gelen kuşlar şaşırır rotasını, kan ağlar ağaçlar, toprak küser, çeker yüzünü su, gökyüzünde tufan başlar, yeryüzünde depremler olur ve insanlar doğruların güneşini hilede aramaya başlar. Yani kaybolur denge, kaos başlar.

Kaos hırsızların feneridir.

Ne yazık ki gazete ve dergilerin alın yazısı hazindir bizde.

 Kültür, edebiyat ve sanat dergilerinden pek çoğu rahme düşmeden ölmeye mahkûmdur. Bazıları kelebek ömrü kadar yaşar, bazıları bir mevsimliktir, bazıları papatyalar gibi göz kamaştırır ama senesini doldurmadan silinir matbaalardan, tözü bile kalmaz. En şanslıları -ki buna da şans denir mi bilmiyorum- en fazla bir nesle ses olabilir. Sonra kilit vurulur çekmecelerine dergilerin, kapılarına demir sürgüler… Edebi serüvenimde en az elli dergide şiirlerim ve denemelerim paylaşıldı fakat geriye dönüp baktığımda bu dergilerin büyük çoğunluğu tarihin tozlu raflarına çekilmiş durumda.

Kapanan her dergi insanlığın kaybettiği büyük bir meydan savaşıdır aslında. Bir cinayettir, atiye vurulan darbe; hayallere, kurguya, sanata ihanettir.

Dergi mezarlığına savrulur meydan, ziyaretçilerini kaybeden bir mezarlık, ne hazin, ne yazık…

Oysa o dergiler hangi umutların ışığını, hangi heyecanların gizini taşır yüreğinde. Her satır, her sayfa fedakâr bir anne, yavrusuna süt vermek arzusuyla yanıp tutuşur. Her gazete, her dergi okuyucusunu bekler. Gelseydiniz solmayacaktı çiçekler, demir sürgüler vurulmayacaktı üstlerine. Toplumun hayat damarlarından biri kopmayacaktı. Ve artık bitpazarından ithal edilmiş gibi kalıplı düşünceler sokağına açılır ürkek beyinler. Korkuya dayalı, matematik formülleri gibi ezberletilmiş ama anlamı bilinmeyen kaya gibi cümleler ve fikirler. Güdümlü füze gibi tehlikeli. Ayıkla pirincin taşını.

Karanlığa gömülmesin istikbal!

Karanlık, din tüccarlarının feneridir.

Tarafsızlık ilkesi ile okuyucusunu bekleyene Adana Gözcü Gazetemizin uzun soluklu, tirajı yüksek olması dileğiyle…

Selim Savaş Karakaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here