ONUNCU KÖYÜN KAVGASI 

0
565

Bu yazı; ülkemin içinde bulunduğu durumdan duyduğum derin acının, giderek öfkeye dönüşmesi ile kaleme alınmıştır. Bu yazı; çocuğunun boğazından haram lokma geçmesin diye alın teri döken milyonların kavgası için yazılmıştır. Onurlu bir yaşam mücadelesinin ve ekmek kavgasının derdini bilenlere ithaf olunur…

Doğru durup doğru konuşmak gerekir. Sözü esirgemeden, yüreğimizde olanı masaya koyabilmek gerekir. Bize öğretilen yol ve yordam budur. Töre gereğidir, ahlak gereğidir. Olduğumuz gibi görünür, göründüğümüz gibi oluruz. Ayrılıkları çoğaltmadan, ortaklıklarda buluşur; bağımsız bir ülke ve bağımsız insanlar için çabalarız. Sorunları eğip bükmeden, kime dokunur kimin canını acıtır demeden deşeriz. Eyvallahsız yaşarız. Bize öğretilen yol ve yordam budur. Varsa hatamız, öğretenlere çatınız!..

Ülkemiz açlığa ve yokluğa terk edilmiştir. Emeği ile çalışanlar karşılığını alamamaktadır. Acı feryatlara kulaklar tıkalı, yanlışlara gözler kapalıdır. Adaletsizlik, hukuksuzluk, haksızlık almış başını gitmiş; yargı kişisel görüşlerin insafına bırakılmıştır. Hepimiz için doğru kabul edilen değerler ayaklar altına alınmıştır. Çürüme her yanı sarmıştır; kokuyu duyanlar bayılmaktadır. Çürüme kokusuna alışanlar, pişkin gülüşleri ile ziyafet çekmekte, artıklarından beslenenler ise ses çıkarmamaktadır. Kir ve kan üzere kurulu bu sofranın sahipleri bu sofradan tiksinen milyonlara aldırış etmeksizin sefa sürmektedir… Bu sofrada oturmak için sandalye kapmaya çalışanlar, oturdukları koltuktan ayrılamayanlar, çiğ et yemeye kendini şimdiden alıştıranlar… Liste uzar, dokuz köyü aşar…

Küçükken kulağımıza çalınan bir şarkı vardır, sözleri şiir olan.

“Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür.”

Ben o köyün milyonların onuncu köyü olduğuna inanıyorum. Artık o köye gitmenin, o köyün ırmağında yıkanmanın, korusunda gezmenin, havasından solumanın vaktinin çoktan geldiğine hatta geçtiğine inanıyorum.

Hangi partiye oy verdiğimizi, hangi etnik köken ve mezhepten geldiğimizi önemsemeksizin bizi o köyün erdeminin ve iradesinin yan yana getirebileceğine inanıyorum. Omuz başlarının birbirine sürttükçe, atacak kıvılcımın aleve dönüşeceğine, alevin yangına el vereceğine inanıyorum. Dürüstlükten, onurlu yaşamdan, ekmek kavgasından doğan anlayışın bilimle kuşandıkça yangın olacağına inanıyorum. Onuncu köyden atan kıvılcımın, aleve dönüşerek tüm köyleri yakacağına inanıyorum. Dağ başlarında tüten Yörük ateşlerinin, gecekonduların yorgun düşlerinin, üniversite amfilerinin yankılarının birleşerek yangın olacağına inanıyorum. Tiksinilen sofranın dağıtılacağına inanıyorum.

İnancımın, memleketimin ve insanımın inancı olduğunu biliyorum. Milyonların hep içine attığı, içine attıkça büyüttüğü, gözyaşının, acının, hüznün karıştığı bu inancın memleketimin toprağında kök saldığını biliyorum. Ve zamanın artık boy atma, çiçeklenme zamanı olduğunu haykırıyorum. İyiliği örgütlemenin, onurlu yaşam için kavga edenlerin omuz omuza gelişi ile olanaklı olduğunu görüyorum. Kıvılcımın atması için, ne kadar ayırmaya çalışsalar da ne kadar sofraya çağırsalar da (!) onuncu köyün ses verdiğini duyuyorum…

Zaman, atan kıvılcımı ve verilen sesi büyütme zamanıdır! Hak edenin hak ettiği gibi yaşadığı bir düzen için, milyonların kavgasına omuz verme zamanıdır. Bizler yan yana geldikçe, bizler doğruda direttikçe, bizler toprağa saldığımız köklerden hız alarak büyüdükçe; çürümeyi çiçeklenerek bastıracağız!

Verdiğimiz kavga milyonlarca bedenin bir yüreğinde atan ve attıkça çoğalan, ülkemize kan veren kavgadır! Bağımsız bir ülke ve bağımsız insanlar için verilen kavgadır! Kavgamızı biliniz, kavganızı biliniz!

Ve onuncu köyden ses veriniz, bağırınız, haykırınız!

ONUR, BİLİM, EKMEK!

Arda ÇELİK