Türk Dil Devrimi’yle başlatılan Dil Seferberliği’nin daha ilk aşamasında, Anadolu ağızları taranmış; 6 ve 12 ciltlik Söz Derleme Dergisi ; 12 Ciltlik Derleme Sözlüğü yayımlanmıştır. Ayrıca daha birinci yılda, Anadolu halk ağızlarından yaklaşık 130 bin sözcük derlenmiştir. Tarama çalışmaları sırasında 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadarki kaynaklar araştırılmış, bunun sonucunda, 4 Ciltlik Tanıklarıyla Tarama Sözlüğü ; 8 Ciltlik Tarama Sözlüğü yayımlanmıştır. Ayrıca, dilbilgisi ve dilbilim konularında yüzlerce kitap, dergi yayımlanmıştır. Dil Devrimi’nden sonra, Türkçenin ne denli üretken bir dil olduğu kısa sürede görülmüş, türetilen terimler ve sözcükler halk tarafından benimsenmiştir..
Anadil = Lisan-ı maderzat
Gökyüzü = Kubbe-i sema
Göktaşı = Hacer-i semavi
Seçme hakkı = Hakkı-ı hıyar
İnsan = Hayvan-ı natık
Zaman aşımı = Mürur-ı zaman
Sıradağ = Silsile-i cibal
Sağlık Kurulu =Heyet-i sıhhiye
Kürek kemiği = Azm-ı kas
Köprücük kemiği= Azm-ı terkova
Burun kanaması = Nezfü-enf
On iki parmak barsağı =Mia-yı zu isna aşer
Bilinçaltı =Tahte-ş şuur
Eşkenar üçgen = Müselles-i mütesaviyyü-l
Doğum yeri = Masat-ı re-s
Işık hızı = Sürat-i ziya
İç ters açı =Zaviyetan-ı mütekabiliyetan-ı dâhiletan.
Seçim =İntihap
Tekel = İnhisar
Tüketici = Müstehlik
Dergi = Mecmua
Açı = Zaviye
Seçmen = Müntehip
Çağrışım = Tedai
Uydu = Peyk
Gezegen =Seyyare
Yıldız = Kevkep
Yörünge = Mahrek
Güneş tutulması = Küsuf
Ay tutulması = Husuf
Ayrıca her alanda çok sayıda yeni kavram ve terim türetilmiş ve büyük çoğunluğu halk tarafından benimsenmiş, eskileri unutulmuştur. Örneğin, Gerilim, gösterge, basınç, iletken, yalıtkan, iletişim, bilişim, yazılım, dönüşüm, duyarga, solungaç, sürüngen, taçyaprak, bitki, eriyik, çökelti, alaşım, bağlaç, sözdizimi, önek, tutuklu, sanık, savcı, erteleme, duruşma, yargıç, gözetim, gözaltı, bilirkişi, savunma, soruşturma, konu, doku, yargılama, renk körlüğü, yan etki, sindirim, dolaşım, doğum, kansızlık, anabilim, atardamar, kapakçık, görme alanı, oylama, önseçim, seçmen, çoğunluk, gündem, oturum, aday, birleşim, tutanak, güvenoyu, önerge, içtüzük, genel kurul, dokunulmazlık, ödenek, gensoru, kamuoyu, yasa, yasama, yürütme, yargı, sorun, önem, çözüm, kanıt, savunma, genel, olay, durum…gibi.
Ve 1931’de günlük gazete haber dilinde % 35 olan Türkçe sözcük oranı, 1936’da % 48’e; 1946’da % 57’ye; 1965’de % 61’e çıkmıştır.
Osmanlıca Kavramı Yanlış
Osmanlı döneminde yönetici ve aydınların konuştukları dile genellikle, Osmanlıca denmektedir ki, bu kavram yanlıştır. Çünkü diller, o dili konuşan toplumun adıyla söylenir. Türkçe, Arapça, Almanca, Rusça, Çince vb. Oysa Osmanlı bir toplumun değil, bir Türk hanedanlığının adıdır. Bu bakımdan, eğer Osmanlılar döneminde konuşulan dile, Osmanlıca denirse, Selçuklular döneminde konuşulana da Selçukluca demek gerekir. Kavramın doğrusu, Osmanlı Türkçesi, Selçuklu Türkçesidir. Zaten Şemsettin Sami de, 1901 yılında yazdığı sözlüğe, neden Kâmus-u Osmani değil de Kâmus-u Türki dediğini şöyle açıklamıştır.
‘Osmanlıca sözcüğünü doğru bulmuyorum. Çünkü bu devletin adıdır. Halbuki, dil ve insanlık Sultan Osman’ın ortaya çıkıp Osmanlı Devleti’ni kurmasından çok eskidir. Bu dili konuşan kavmin adı Türk’tür, dilinin adı da Lisan-ı Türkidir’
Fuat DUYMAZ-Dil Giderse Ne Devlet Kalır Ne Millet-Kamer Yayınları 2.Baskı-sf 105

























