Tufanbeyli Akdeniz Bölgesinde ve Adana’nın ilçesi olunca sanki Çukurova’dan bir parça olduğu sanılır. Oysa coğrafi yapısı itibariyle bağlı olduğu Adana ve komşu illere çok uzaktır. Adana’ya 196, Kayseri’ye 178 ve Kahramanmaraş’a 160 km uzaklıktadır. Rakım 1500 m civarındadır.
Nur Dağları’nın devamı olan Binboğa Dağları ve Batı Torosların devamı olan Tahtalı dağları arasında kalmış, engebeli ve kırık bir arazi yapısına sahip yüksek bir plato görünümündedir. 3000 metrenin üzerine çıkan yükseklikler vardır.
Tufanbeyli ilçe olmadan önce Saimbeyli ilçesine bağlı bir bucak merkeziydi. Bu dönemde Höketçe adını taşıyordu. 1 Nisan 1958 Tarihinde Saimbeyli’den ayrılarak Mağara adı ile ilçe merkezi oldu.
30 Nisan 1958 Tarihinde belediye teşkilatı kurularak, Mağara adını aldı. Belediye meclisinin 15 Şubat 1965 tarih ve 8 sayılı kararı ile Mağara adının değiştirilerek, Çukurova Bölgesi Kuvayi Milliye Komutanlarından ve İstiklal Harbinde bu çevreye büyük yararlıkları dokunan, Yüzbaşı Osman Nuri Beyin kod ismi olan “Tufanbey” isminin olması teklif edilmiş, TBMM bu teklifi kabul ederek, Mağara adı, Tufanbeyli olarak değiştirilmiştir.
Yüzbaşı Osman Nuri Bey, Amasya’da Mustafa Kemal’in karargahına katılmış, aldığı her görevi başarı ile yerine getirmiş ve Atatürk’ün güvenini kazanmış bir askerdir. Atatürk, Nutuk’ta iki yerde Yüzbaşı Osman Nuri Beyden övgü ile söz eder.

Yüzbaşı Osman Nuri Beyin, Tufan Bey olması
Çukurova Fransızların işgali altındaydı. Fransızlar, Albay Bremond’u Adana’ya askeri sömürge yönetici olarak atadılar. Adana’nın ilçelerine de sömürge yöneticileri olarak; Yüzbaşı Taillard’ı Kozan’a, Üsteğmen Suby’i Kadirli’ye, Arrikhi’yi Ceyhan’a atadılar.
Fransızlardan cesaret alan Ermeniler ise Türk halkına karşı yaptıkları zulmü her gün biraz daha arttırıyordu. Türk halkı tamamen sahipsiz ve korumasız bir şekilde Fransız ve Ermeni fedailerin eline bırakılmıştı. Ermeni fedailer Çukurova’nın her yerinde olduğu gibi Kozan’da da halka işkence yapmaktan geri kalmıyorlardı.
Mıcrıkyan Yaver Kirkor adındaki bir Ermeni, akşam karanlığında öldürülmüş ve Ermeniler, Hulusi Kurdoğlu, Halil Topaloğlu ve dava vekili Mustafa Faik Bey’i azmettiren kişiler olarak Fransız askeri yöneticisi Yüzbaşı Tailard’a ihbar etmişlerdi.
Fransız askerleri bu üç kişiyi tutuklamak için aramaya başladılar. Tutuklandıklarında başlarına neler geleceğini iyi bilen bu üç Kozanlı, önce işgal bölgesinin dışına kaçıp daha sonra da Develi’de (Kayseri ilinin, Adana sınırındaki ilçesi) buluştular. Develi Belediye Başkanı Kamberli Osman Efendi’nin misafir odasında Kılıç Ali ile karşılaştılar. O zaman yüzbaşı olan Kılıç Ali, Develi’ye Mustafa Kemal tarafından Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin bir şubesini açması ve halkın durumunu inceleyerek kendisine rapor etmesi için görevli olarak gönderilmişti. Kılıç Ali’nin, Develi’de örgüt kurmasına tanık olan bu üç Kozanlı, Kılıç Ali’ye, “Biz de Çukurova’da örgüt kurmak istiyoruz. Fransızlara karşı küçük direniş başlamıştır. Ancak bunun organize bir hale sokulması lazımdır. Bize yardımcı olabilir misiniz?” diye sorarlar.
Kılıç Ali, “Böyle bir yetkim yok. Buna ancak Mustafa Kemal Paşa karar verebilir. İsterseniz size, Paşa’dan randevu alabilirim” der.
Bu üç Kozanlı, randevu alınmasını isterler ve kısa zaman içerisinde de randevu alınır.
Mustafa Kemal, o günlerde Sivas’ta bulunmaktadır. Ve bu üç Kozanlı, Mustafa Kemal ile görüşmek için Sivas yollarına düşerler. Kongrenin yapıldığı Sivas Lisesi’nin koridorunda dolaşırken üç Kozanlının karşısına, Yüzbaşı Osman Nuri çıkar.
Osman Nuri, “Kimi arıyorsunuz? Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye sorar.
Kozanlılar, “Kılıç Ali bizim için Paşa’dan randevu almıştı. Mustafa Kemal Paşa ile görüşmeye geldik” derler.
Kozanlılar Mustafa Kemal ile görüşmek için beklerken, Yüzbaşı Osman Nuri’ye de, Çukurova’daki Fransız ve Ermeni vahşetini anlatırlar. Yüzbaşı Osman Nuri, anlatılan bu olaylardan etkilenmiş olduğunu daha sonra şu sözleriyle ifade etmektedir: “Kozanlı murahhaslar, bu zulümleri, şahıslarında çekmiş olduklarını gösteren bir dertli ifadesi ile anlatıyorlardı. Yüreğimin sızladığını duydum ve kendimde oraya gitmek, oralarda zulüm gören halk ile birlikte çalışmak hevesi uyandı.”
Yüzbaşı Osman Nuri Bey’le Kozanlıların karşılaşması çok anlamlıdır. Çünkü Çukurova’da kurtuluşa giden yol burada başlamıştır. Daha sonra, Yüzbaşı Osman Nuri Bey, Mustafa Kemal’in vermiş olduğu Aydınoğlu Tufan kod adıyla, Çukurova’da işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin en önemli kahramanlarından biri olacaktır.
Yüzbaşı Osman Nuri Bey, 1889 yılında Makedonya’nın Üsküp kentinde doğdu. Manastır Askeri İdadisini bitirerek İstanbul Harbiye Mektebi’ne girdi ve oradan mezun oldu. Soyadı Kanunundan sonra Tufan soyadını alarak, Osman Tufan ismini kullandı.1944 yılında Tuğgeneral rütbesinde yaşama veda etti. Evli ve iki çocuk babasıydı.
Çukurova bölgesinde çok yararlı işler yapan asker ve siviller olmuştur ama General Osman Tufan, sadece Tufanbeyli’nin kurtarıcısı değil bütün Doğu Akdeniz’in Kurtuluşunu sağlamış bir komutandır.
Bünyamin AKA

























