UNUTTUKLARIMIZ

0
847

TV görüntüleri evlere iş yerlerine girdiğinde radyolar hüzünlendi belki yok olmadı ama zamanlar çok evlerde duyulmaz oldu unutuldu…

Cep telefonu girince meydana mektup yazıp yollamak yılbaşı ve bayram kartpostalları göndermek unutuldu…

Traktörler köye girdiğinde atlar öküzle unutulmuştu köyden köye gitmelerde yatıya kalmalar unutuldu…

Alüminyum, melamin, çinko, çelik mutfağa girdiğinde bakırlar antika sayılır oldu köylere bile gelen kalaycılar köyleri unuttu meslek unutuldu…

Köyde sobalar kömürle buluşunca ormanlar azda olsa huzura kavuştu eşeklerle odun getiren oduncular unutuldu…

Un fabrikalarda makarna olmaya başladığında erişte unutuldu. Bulgur fabrikalaşınca kara kazanlarda kaynatılıp güneşlenen sonrada bulgur olmak için seten taşının altında dış giysisinden ayrılıp el değirmeninde çekilmedi buğday. Seten unutuldu, kara kazan, kendir çul, el değirmenleri unutuldu…

Sünger ve elyaf göz kırptı yatak odalarımıza yün yataklarımız tüy yastıklarımız pamuklularımız unutuldu…

Olur olmaz yerlere kurulan barajlar etrafına can veren dereleri çayları kuruttu kara değirmenler çoktan karışmıştı tarihe su ile çalıştırılan un fabrikaları elektriğe kavuşamadı, kavuşsa da alışamadı köylü değirmenleri, çayda yüzen balıkları unuttu…

Gezen tavuklarımız vardı bazı aklı evvellerin iftira attığı tavuklar kırk beş gün de yenmeye başlayan tavuklar tara konmadan tenceremize girdi yetmedi kuş gribi masalıyla köylünün tavukları telef edildi. Köy yumurtası ve tavuğu unutulacak hale geldiydi sonra insanlara domuz gribi derken covit musallat oldu kuş gribi unutuldu…

İnternet olmayan yer kalmadı sinemalar müzelik gibi var yok arasına düşmüştü TV sayesinde internet ile birlikte kaset, cd, plak unutuldu…

Tabi yeni olan eskinin defterini dürmesi kaçınılmazdı. Gelişiyordu dünya kara trenin önünü otobüsler keserken uçakların havadan otobüslere nanik yapması normaldi.

Ama gelişmeden değil değişimden unutulanlar var ki içimi daha çok acıtır. Şehirde lokantalara girip yemek yiyeceğimizi söylediğimizde garson en az on çeşit yemek sayardı. Mevsim yemekleri de olurdu. Tavuktan döner bilmezdik bizim tavuklar dönmeye gelmezdi tencerede kaynatılır suyu, tüyü bile israf edilmezdi. Hazır köfte yapmak kimin haddine! Çok şehrin meşhur köftecileri vardı… İçkili lokantalara sohbet için gidilirdi. Masadan masaya dem yollanırdı şişe şişe… “Ölümü öp bu sefer ben ödeyeceğim” derlerdi gidenler bir birlerine… Bulunduğum şehir nüfusu 42 bin iken en az 20 lokantanın onunda içki servisi vardı. Aile salonları vardı…

Şimdi mi nüfus 60 bin lokanta nüfus sayısının arkasından al sıfırı. Masadan masaya şişelerin gitmesi ne mümkün, yolları şehirlerarası yaptılar masadan masaya köprüler bile yıkıldı. Yollar dağ yolu yokuş çık çıkabilirsen…

 

25.01.2022 Muhsin SALMAN