BOZKIRDA YAĞMUR

0
877

Nedir bu tenhadaki heyecan. Ezgili yüreğimin kıpırtısı mı yoksa? Nedir bu “hain geceler”, “puşt zulası”, kaphe pususu. Yolsuzluk ve talan. Oy canım, oy oy…

Deniz üstü köpürür mü, motorlar maviliklere sürülür mü, dersin? Turnalar kanat vurur, menekşeler de açılır mı? Ferman verilir, Dadaloğlu ses eder mi, dersin? Yoksa Pir Sultan’dan mı söz açar, Yunusca mı konuşursun? Sazın gizine, sözün özüne düştümse ne olur, ne gider, ne gelir?

Yüreğimde birikiyor söylenmemiş sözler. Martinimde gül açmış, sigaram karanfil kokuyor. Yaşamla bezeniyor imgeler, türküyle ve şiirle. Toprağımın, yurdumun sesleri birleşiyor, insanımın öyküsü…

Odunpazarı’nda evler sıralı, Kurtuluş’ta kitap pazarı, Bağlarbaşı’nda saklambaç. Sivas’ta Madımak ve Ankara’da Portakal Çiceği sokak… Zeybek diz vuruyor yüreğimde, Şah Senem türkü çığırıyor. Hasret’im güle, yel değiyor, atları rüzgar kanatlılar…

Sövgülerim salkım saçak. Vurgularımda tenör eksikliği. Tuvalimde boya, kalemimde mürekkep. Bakışlarımda bahar, dilimde diken, kirpiğimde yaş. Düşün selim, duyumsamam. Bozkırımda yağmur, kuru dalımda kuş. Soluğumda gökyüzü, dudağımda çicek. Bağ bozumum, mora çalar. Saçlarımda orman fısıltısı. Ellerimde ay aydınlığı. Gün yüzünde, gün güzü yaşar. Gün olur, gün gider, gün gelir… Öykümde devran döner…

Arda ÇELİK