SOSYOLOJİK SAVAŞ

0
956

İnsan; kendi hürriyetini seçmeye ve kullanmaya, iyi veya kötü olmaya yani insan olmaya mecburdur. İnsanın iyiye de kötüye de eğilimli bir doğası vardır. Nasıl iç dünyamızda bu iki eğilim arasında bir çatışma varsa, bu iç çatışmaların bireyler arası ilişkilere yansıdığı ve toplumlar arasındaki ilişkilere de aksettiği psikoloklarca söylenmektedir. Bireysel bencillikler bir süre sonra grup bencilliğine dönüşmektedir.

Bütün bunlarla neyi anlatmak istiyoruz?

İnsan davranışlarının toplum davranışını etkilediği aşikardır. Geçmiş ve bitmiş toplumsal ve sosyal olayları inceleyen bir bilim dalına  “Sosyoloji” denir. Sosyoloji geniş anlamıyla toplumsal olayların hal ve oluş sürelerini inceleyerek, gelecek benzer toplumsal olaylara nasıl müdahale etme stratejilerini de belirleyen ve uygulayan bir bilim dalıdır.

Bir toplumu değişikliğe uğratmak için onun yapıları değiştirilmeli ki fonksiyonları otomatik olarak değişsin. Çünkü insanın zihin yapısındaki değişimler davranışlarına yansır. Bunun da toplumsal yapıya aksettiği görülmüştür.

Günümüz dünyasında hakimiyet kavramı; silah ve askerlerle değil, teknoloji, kitle iletişim araçları ile toprakları değil beyinleri, zihinleri, duyguları işgal ederek değişmiştir. Adı geçen hakimiyet kavramı “SOSYOLOJİK SAVAŞ” la kazanılır.

Sosyolojik savaş, hedef toplumu farklı etnik  ve mezhepsel kimliklere odaklandırılarak sosyal, ekonomik ve siyasal örgütlenmeye zemin oluşturan çatı kimlik bağlarını koparır. Dayanışma bağları kopmuş ve kamplaşmış toplulukların rekabeti ve çatışması kaçınılmazdır.

Sosyolojik savaş, hedef toplum üzerinde hakimiyet sağlayacak toplumsal koşulları oluşturmak için izlenen tüm stratejik ve taktik faaliyetlerden oluşur. Özellikle hedef toplumun sosyal gücünün zayıflatılması ve yıkılması amacıyla, birey – ahlak yozlaşması, toplum – değerler yabancılaşması, aydın – halk çatışması, toplum – devlet anlaşmazlığı, dayanışma ve uzlaşma kültürünün yok edilmesi, etnik ve dini kimlikler inşası, dışlama, ayrıştırma ve çatışma ateşinin körüklenmesi gibi sosyolojik operasyonlar gerçekleştirilir.

Bir toplumun dayanışması yok edilmedikçe, o toplum üzerinde siyasi, ekonomik ve askeri hakimiyet kurulamaz. Örneğin Çanakkale Zaferi, Kurtuluş mücadelemiz.

Bu düşünceyle ahval ve şeriat ne olursa olsun toplumumuzun dayanışma değerlerine sımsıkı sarılıp, birlik beraberliğimizi korumamız gerekmektedir.

Bundan sonra meseleleri ve olayları irdelerken sosyolojik savaş penceresinden de bakmayı unutmayın.

Kalın sağlıcakla, saygılarımla.

(E) Tuğgeneral Mustafa Y. ARSLANHAN