TÜRKÜLERİN ÖYKÜLERİ: 1

0
692

Olay 1945 yılında Burdur’a bağlı Arvallı nahiyesinde geçmiştir.

Bir halk öyküsüdür. Gerçeklere dayanmaktadır.  

Öyküleme ve kurgulama yapılmıştır…     

DENİZİN DİBİNDE HATÇAM DEMİRDEN EVLER

“”Arvallı dedikleri bir büyük şehir

şehir oldu bana her zaman zehir

çok dediler arkadaşlar yar senin değil

doldur ağıları içelim Hatçam…””

Hiçbir türkü sebepsiz yakılamaz. Türkü yakan ya sevmiş, kavuşamamıştır.

Yada sevdiğinden ayrı düşmüştür…

Hatça Arvallı (Bağsaray) lı güzel bir kızdır. 

Kumral uzun boylu, yeşil gözlüdür.

Hatça ’ya  bir bakan bir daha bakmaktadır. 

Ama o kimseyi beğenmemekte, bakmamaktadır.

Evleri şehir  meydanında, yan yanadır okulla. 

(Arvallı’ya şehir dense de aslında Arvallı büyükçe bir köydür.)

Çatal oluklu, kocaman bir pınar vardır, evlerinin dibinde.

Soğuk ve tatlıdır;  pınarın suyu.

Testisine su dolduran kızların, 

sürüsünü sulayan çobanların,

öğrencilerinin, gençlerin, ihtiyarların uğrak yeridir pınar…

Hatça, pencerenin önüne oturur, akşama kadar; pınara gelip gidenleri, büyük bahçelerinde yetişen; eriğin, vişnenin, kirazın, elmanın… bahardan yaza olgunlaşmasını seyreder, çokta sıkılırdı bu hayattan…

“Evlerinin önünde pınarlar harlar

Hatçam çıkmış pencereye ay gibi parlar

Ben hatça’yı yitirdim de dumanlı dağlar

Gözlerimin pınarları durmadan çağlar”

   Bir gün  sarışın, uzun boylu, yakışıklı mı yakışıklı bir oğlan geldi pınara su içmeye. Hatça görür görmez vuruldu bu oğlana. Dünyasına  ışıklar doldu. Antalyalı vekil öğretmen Ömer’dir, bu sarışın genç…

    Ömer bir gün evlerine konuk oldu. Eskiden köylere gelen öğretmenlerin, imamların konuk edilmesi, ağırlanması gelenektendi…

Hizmet ederken Hatça; gülen gözlerle, Ömer’in gözünün içine bakıp muzipçe gülümsedi. Kaşık verme bahanesiyle eline dokundu. Sonra da bir fırsatını bulup: 

-Benim adım Hatça, dedi. Ömer utanarak “biliyorum” der gibi baktı…

Mektup alıp vermeler, geceleri bahçede buluşmalar, ay ışığında sohbetler derken, bir birilerine aşık oldular…

Devam edecek…..

Ragıp Kurt