O, aynı zamanda Çağdaş Hurri Kültürünü Hatti’ye Taşıyan ve Dağ Kenti Hattuşa’nın Multikültürleşmesinde Etken Olmuş Bir Kadındır
Nasıl ki Romalıları uygar ve dünya ulusu yapan Helenlerse, Hititleri “adam“eden de, askeri niteliklerden uzak sosyal yapılarıyla eski Yakın Doğu’da kendi özgün devletlerini kuramamış olan iki kültür kavmidir. Ama kültürel alanda bir o kadar etken olmuşlar, azgın ve eli kanlı militarist imparatorlukların vahşetlerine dizgin vurmuşlardır. Bunlardan biri her ikisi de Kafkaya kökenli olan, Puduhepa’nında mensubu bulunduğu Hurriler, diğer Hattilerdir. Orta Hitit Hanedanı tamamıyla Hurri kökenlidir ve Hurrice, Hatti’de ikinci bir dil haline gelmiştir. Çoğu kral bile Hurriliydi. Hem de hangi Hurrili biliyor musunuz? Kizzuvatnalı!
Puduhepa bir bibliophil, daha doğrusu tablet dostudur. En başta Hurri kültür ve geleneklerini Hatti’ye taşıyanlardan en önemli şahsiyet olarak tarihe geçmiştir. Hatti ve memleketi Kizzuvatna’da Hurri din ve kültürüyle ilgili ne kadar yazılı tablet varsa, hepsini de kopya ettirmiş, Hititçeye çevirtmiş ve Hattuşa’da özel bir “Kizzuvatna arşivi“, daha doğrusu “kütüphanesi“ kurmuştur.
Puduhepa’nın İnşaat Sektöründe Yaptığı Çalışmaların Ayrıntılarını Bilmiyoruz, Sadece Tahmin Edebiliriz
Puduhepa urbanistik merkezlerin içinde yer alan Lavazantiya’lı bir kişi olarak ufku geniş bir kent vizyonuna sahipti. Şimdi başkentinen başta Şamuha, Şapinuva ve Tarhundaşşa gibi başka yerlere taşınması ve sonu gelmez düşman saldırıları sonucu oldukça harap durumda olan Hattuşa’da büyük bir imar faaliyetine girişti. Yıkık ve bakımsız kalmış kentte karı koca büyük bir inşaat faaliyeti başlattılar. Yukarı Şehir veya Ağaçdenizi denen güney yönündeki bir çanağa benzeyen geniş alanda tapınak yoğun bir yapılaşma başladı. Her yan tapınakla dolduruldu. Bu mahallenin adına Kizzuvatna Mahallesi“adı verildi. Tapınakların sayısı otuz beşi aştı. Kentin bu kısmı, neredeyse Puduhepa’nın güneyden yakından tanıdığı kutsal kentlere döndü. Bunlar arasında tanrısal kent Kummanni başı çeker. Buna ek olarak kralın gözde tanrıçası ŞamuhaŞauşga’sı (İştar) için „tanrı evleri“yaptırıldı ve çok sayıda erzak ve şarap küpleri yerleştirildi. Ayrıca imparatorluğun her tarafına dağılmış olan ikinci ve üçüncü sınıf tanrı tapınakları ile adına huvaşi denen sembolik tapınaklar Hattuşa’da toplandı. Böylece dağ bayır, uzak yakın onların ayaklarına kadar gidip ayın yapma meşakkati kaldırılmış oldu ve tüm ayinlere katılma zorunluğu olan kraliçe ve kral zaman tasarrufu kazandılar.

RESIM 13: Başkent Hattuşa’nın Kizzuvatna Mahallesi’nde yer alan tapınaklar
Bununla kalmadılar. Aşağı Şehir’de Hattuşa’nın en anıtsal yapısı Büyük Tapınak a onun zamanında yapıldı ve Fırtına Tanrısı ile Arinna’nın Güneş Tanrıçası’nın hizmetine sunuldu. Açılış töreninin çok muhteşem geçmiş olması gerekir. Maalesef elimizde tasviri yok!
Dualar Bireyin Ruh Dünyasının Bir Başka Aynasıdır, Keza Dilek, Sıkıntı ve İhtiraslarını Ele Verir
İnsan ömrünün büyük bir kısmı ister tanrılardan ister başkalarından „istemek, dilenmek ve yalvarmak“la, yani dilekçe yazmakla geçer. Böylesi bir söylemingerekçeleri vardır, keza dualar dilenciliğin tanrısal düzeye taşınmış şeklidir.Puduhepa’dan kalma sayısızve kısa sayılamayacak dualar, fal metinleri ve diğer birçok dinî metin vardır. Ana konusu bolluk, bereket, sağlık, zafer, kocası Hattuşili’nin sağlığı ve uzun yıllar yaşamasıdır.
Puduhepa tanrılar huzurunda kendisini acındırmak için kendisi ve kocasını sürekli mazlum rolüne sokar, olmadık edebî deyimlere ve benzetmelere baş vurur; meselâ bir duasında „ben kölen Puduhepa, ta ezelden beri senin ahırında buzağı, senin tapınak temelini sırtında taşıyan hamalım„ der ve kendisini neredeyse dünyayı boynuzunda taşıyan „sarı ineğe„ benzetir! Tanrılarla akıl almaz çıkar ve mantık tartışmalarına ve diyalektiğe girerek merhamet duyguları uyandırmada üstüne yoktur; gene bir metinde „tanrılar doğum yapan kadınlara yardımcı olurlar; ben de doğum sandalyesinde oturan bir kadınım„ der; bunu söylerken tanrıların, her doğan insan evladının ilerde kendilerine hizmet edecek birer kul köle olacağını düşündüklerini iyi hesaplar.
Devam edecek…
Prof.Dr.Ahmet ÜNAL

























