TARİHİ MİRASIN BAŞINDA KOPARILAN BÜYÜK FIRTINA-5

0
329

Eski Anadolu’nun Yetiştirdiği, Dünya Kadını Olmaya Aday Bir Kraliçe

Puduhepa ve Memleketi Lavazantiya Kentinin Yeri Hakkında

Sonu Gelmez Kavga

 Tarih, Büyük İnsanlar ve Tesadüfler

Bir ağaç için kök neyse, tarih de ulus ve ülkeler için odur. Geçmişten günümüze gelen iyi kötü miras arasında tarihin akışına yön vermiş büyük insanlar çok önemli yer tutarlar.  Tarih dediğimiz sorunlu, herkesin okuduğunu ve anladığını zannettiği, ama bir türlü deşifre edilemeyen o engin kaynak yenmese içilmese de toplumları manen besler. Dostoyevski’nin toplumları uyutan, zehirleyen bir faktör olarak bakması ve polisiye tedbirlerle kıyaslaması boşuna değildir. Mitler de öyledir. Büyük şahsiyetler de. Böyle bir geçmiş, dehşet bir şahsiyete sahip olmanın verdiği onur ve gurur, daha iyisini yaratma umutları… Tarih ve efsaneler, her gün hunharca ayaklar altında çiğnenen, nimetleri yenen, horlanan, sömürülen, çöplük ve pisliklerle doldurulan topraklarda yaşayan insanların can damarı olduğu kadar, gerçek tapu senedidir. Hiçbir mülkiyet belgesi bu senetten daha sağlam, kökten ve garantili olamaz! Birileri kalkar, kadını adam yerine koymaz, aleyhinde fetva verebilir, İstanbul sözleşmesini yok sayabilir, ama bir Puduhepa, bir Nefertiti, bir Kleopatra, bir Ada, bir Artemisia, bir Theodora’nın geride bıraktığı maddi ve manevi mirası inkâr edemez. Heykellerini kırsa, hafızalardan silmeye kalkışsa (damnatio memoriae) bile hafızalardan silemez. Tarihin tasdik etmediği, yeşil ışık yakmadığı her şey yalandır, uydurmadır, böyle bir tarih ve yalan dolanla kimse kandırılamaz. Tarihi tapu senedi olmadığı sürece topraklar vatan değil, gasp edilmiş, üzerinde geçici olarak oturulan topraklardır. Eğer senin dağlarında, ırmak boylarında Sarıkız masalları, Zeus efsaneleri anlatılıyorsa, her yan Hıristiyan azizlerinin mezarları ve efsaneleriyle doluysa, Tevrat peygamberlerinin ayak basmadığı yer yoksa, orası senin yurdun olamaz, vermezler sana orayı. Dikkat ederseniz Anadolu’ya göz dikenlerin en gözde araçları tarih ve mitolojidir. „Atalarımız ya da tanrılarımız buralarda oturuyorlardı, dolayısıyla burası bizimdir. Dağdan gelip bağdakiler kovanların, efsane damgasını vuramayanların olamaz!“demeye getirirler. Bugün Filistinlilerin Mukaddes topraklarda nesi eksiktir biliyor musunuz? Tevrat safsatalarının yerini tutabilecek sağlamlıkta Arap-İslam peygamberleri ve beyin yıkayan efsaneleri! Ülkeler silahla değil, mitlerle işgal ediliyor. Açık örneklerini İsrail ve Helen devletinde görüyoruz!

Zaten dedim ya, ta gençlik yıllarımdan, Puduhepa’nın kocası Hattuşili’yi konu edinen doktora tezimden beri hep Puduhepa’yla uğraştım. “Uğraşmak” olumsuzluk ima edebilir, hayır, benim onunla alıp veremediğim yoktur, sadece onun gerçek kimliğini, yaşantısını, acıları, neşeleri, üzüntüleriyle birlikte aramaya, yani sanki kocası, abisi, kız kardeşiymişimcesine bulmaya çalıştım. Modern zamanlarda nasıl algılandığı da ilgi alanıma girdi, yani ben onun aynı zamanda avukatıyım. Onu yalan yanlış tanıtan, „ırzına“ geçenlere müdahale etmek, etik ve bilimsel görevlerim arasındadır. Tarih yazıcılığında esas olan da zaten budur, ilgi ve merakla el atmak, doğruya, gerçeğe en yakın olanı bulma isteğidir.

Prof. Dr. Ahmet ÜNAL