Son günlerde Türk Silahlı Kuvvetlerinin başarıyla yürüttüğü PENÇE-KİLİT operasyonu devam etmektedir. Yurt içinde iyice darbe yiyen ve çözülme sürecine giren PKK özellikle Irak’ın kuzeyinde bulunan dağ silsilelerinde (Avaşin, Metina, Zap,Basyan ve Kandil) tutunmaya çalışmaktadır.
Başlatılan PENÇE-KİLİT harekâtı daha önce başlatılan Pençe harekatlarının devamı ve tamamlayıcı niteliğindedir. Zira geçtiğimiz yıllarda önemli kazanımlar elde edilen Pençe Yıldırım ve Pençe Şimşek harekât alanları arasında kalan Zap Vadisi çevresinin terörist unsurlardan temizlenmesiyle birlikte Pençe-Kilit harekatı doğuda Avaşin- Basyan bölgesi ile batıda Metina bölgelerini PKK’dan arındırılmış şekilde birleştirecektir. Böylelikle sınırlarımıza paralel bir şekilde Hakurk Bölgesinden Sinat-Haftanin alanlarına kadar güvenli bir bölge oluşturulacak böylece hem sınır güvenliği sağlanacak hem de PKK’nın sızma girişimlerine önleyici tedbir alınacaktır.
Mayıs 2019’da başlatılan ve halen etkili bir şekilde sürdürülen “Pençe Harekâtları” sonucunda, PKK’nın kırsal ve dağlık alanda karşılaştığı baskıdan kurtulmak için Irak şehir merkezlerine inmek zorunda kalmıştır. Tabii ki bu durum bölge hâkimiyetini elinde bulundurmak isteyen Irak Kürt gruplarını rahatsız etmiştir. Zira dağda kalan PKK sorun olmazken, bugün Kürt egemen alanları PKK tehdidiyle karşı karşıyadır.
Irak Kürt Bölgesi Yönetimi(IKBY) geçtiğimiz haftalarda Suriye’den, Irak’ın kuzeyine gönderilen mühimmat ve patlayıcı madde yüklü bir araç ele geçirdiğini tüm dünya kamuoyuna duyurmuş ve tehlikeli bir planın önlendiği açıklanmıştır. Bu operasyon PKK ile IKBY arasındaki liderlik çekişmesinin bir göstergesidir. Önceleri “ birbirimize dokunmayalım ve birbirimizin alanlarına müdahale etmeyelim” şeklinde bir sözlü uzlaşısı olan tarafların PKK’nın Irak Kürt şehirlerine yerleşmeleri yüzünden PKK, IKBY açısından artık bir tehdit kategorisindedir.
Suriye’de DAEŞ ile mücadele etmesi amacıyla YPG’ye yapılan yardımların PKK’ya gittiği bu operasyonla iyice aşikar olmuştur. Irak Merkezi Yönetimi ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bu saatten sonra PKK’ya önlem almak zorundadır.
Bugün artık Irak’ın PKK’yı görmemezlikten gelme lüksü kalmamıştır. PKK’ya karşı somut adımlar atılmaması halinde PKK tehlikesinin Irak için büyümesi ve kontrol altına alınamaması işten bile değildir. Irak devleti bu PKK sorununu kökten çözmek istiyorsa Türkiye ile işbirliği ve karşılıklı güvene dayalı koordineli adım atmak zorundadır.
Daha önceki yazımda belirttiğim Irak’ta çıkarılacak doğal gazın Avrupa ülkelerine satılabilmesi için yapılacak boru hattının Türkiye’den geçirilmesi gerektiği alternatifinin görüşüldüğü şu günlerde bu projenin yapılabilirliği ve işlevselliği, Kuzey Irak’ın PKK’dan temizlenmiş olmasına bağlı olduğu aşikâr bir şekilde apaçıktır.
Kuzey Irak’ın güvenli bir bölge haline getirilmesi Irak ve Türkiye’nin kazancı demektir. Böyle bir gelişme her iki ülkeye de kazanç kapılarını sonuna kadar açar. Sonuçta her iki ülke “KAZAN-KAZAN” prensibiyle hareket etmek zorundadır. Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Kalın sağlıcakla. Saygılarımla.
(E) Tuğgeneral Mustafa Yaşar ARSLANHAN

























