Takvim yaprakları 19 Ocak 1923 gününü gösteriyordu.
Mustafa Kemal, beş gün önce İzmir’deki annesi Zübeyde Hanım’ın vefat haberiyle derinden sarsılmıştı…
Ankara’dan yola çıkarak İzmir’e doğru yol alıyor, hem yurttaşlarının hatırını soruyor hem de annesinin mezarını ziyarete gidiyordu…
Yolu Bilecik’e bağlı Osmaneli’nden geçerken halk coşkulu ama üzüntülüydü.
Muallimler Derneği Reisi Talat Bey, öğrenciler ve kalabalık bir halk topluluğu ile Atatürk’ü karşılamaya gitmişti.
O zaman 9-10 yaşlarında Kemal Keskin adlı öğrenciye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’ü öven uzun bir şiir hazırlattırılmıştı.
Atatürk, kente girişi sırasında Kemal protokolün önüne fırladı ve hemen şiirini okumaya başladı.
Atatürk şiiri hiç kesmeden sabırla dinledi. Sonrasında küçük öğrencinin başını okşayarak adını sordu:
“Kemal” yanıtını alınca
“Adaşız o halde” dedi ve ilçenin ileri gelenlerine dönerek,
– Bu çocuğu okutun, bu çocuğun istikbali parlak…” dedi.
Ve o çocuğun büyüklerini de ikaz etti:
”Bu yaşta bir çocuğa bu kadar uzun bir manzume ezberletmek doğru değildir”
Öğrenci Kemal büyüdü. Atatürk’ün arzusu üzerine okutuldu, Kurmay Albay rütbesine kadar ulaştı ve Harp Akademileri Öğretim Üyeliği görevine kadar yükseldi.

























