NARDUGAN BAYRAMI

0
1321

Türk Dünyası uzmanlarından Shurubu Kayhan sosyal medyada sitesinde, Türklerde yeni yıl-Nardugan Bayramı) konusunda son derece aydınlatıcı bir yazı yayınladı. Eskiden Türklerde yeni yılın nasıl kutlandığı konusunun işlendiği bu aydınlatıcı yazıyı günün önemi nedeni ile sizlerle paylaşmak istedik. Nardugan, eski Türkler’de yeni yıl bayramıdır. Nar güneş, dugan, tugan doğan nardugan doğan güneş, Türklerde ” güneşin yeniden doğuşu “ anlamına gelmektedir.

Nardugan, her yıl 22 Aralık’tan sonra gelen ilk dolunayda kutlanır. 21 Aralık günü en uzun gece olup ardından günler uzamaya başlar. Bu yüzden 22 Aralık günü Türkler için çok önemlidir ve bu günü takiben ilk dolunayın çıktığı ilk gün yeni yılın ilk günüdür.

Eski Türklerdeki mitolojik inançlara göre gece ile gündüz sürekli savaşırlarmış. Yine böyle bir 21 Aralıktaki savaşta uzun süren mücadele sonucunda gündüz geceyi yenmiş ve ardından yeni bir güçlü güneş doğmuş. Tek Tanrı’ya inanan Orta Asya Türk’leri yeni doğan, güçlü o güneşi zaferin simgesi olarak algılarlar ve sevinçle karşılarlar. Onlara göre yeryüzünün tam göbeğinde Akçaçam Ağaçları olduğu ve o ağaçların uzandığı noktada Yüce Tanrıları Ülgen’in insanları izlediğini düşünürler. Güneşin yeniden doğuşunu Türkler yeni bir başlangıç, yeni umut, yeni hedefler olarak düşünürler. Yüce Ülgenden de bu yeni umudu insanlara yeniden bağışladığı için ona minnet ederek, o ağaçların altında sevinç ve mutluluklarını paylaşmışlar. Ağacın dibine de Ülgen için en sevdikleri hediyeleri armağan olarak koymuşlardır.

Bu ağaçların insanlarla Tanrının arasındaki bağı sağladığı düşünülmüş. Böylece bu ağaçlar kutsal sayılmış ve insanların mutluluklarını, sevinçlerini Tanrıyla paylaştığı en önemli nokta olarak benimsemişler. Eski Türklere ait bu geleneksel inanışın izleri tüm Orta Asya Türkleri’nde olduğu gibi diğer Türk boylarının da el sanatlarına ve kültürel miraslarına yansıtıldığı malumdur.

Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ise yazmış olduğu kitapta Nardugan Bayramı’nı şöyle anlatıyor; Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.

Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar. Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor. Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar.

Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.

Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş. Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş. Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş.

Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.

 

Kaynak:Yazı ve görseller alıntı