GÜBÜLÜS DEDE-1

0
90

Özgürdük. Dağların kuşları kadar özgür.

Çocuktuk o zamanlar.

Bağlar, bahçeler, dağlardı yurdumuz.

İncirlerin en ballılarını koparırdık dalından.

Bir yanını kuş yemiş olanları oracıkta yerdik.

O zamanlar bize öykülerini anlatan yaşlılar vardı

Yemende, Çanakkale’de savaşmış.

Dünya Savaşında yaralanmış.

Kurtuluş Savaşında, düşmana süngü saplanmış.

Gazilerdi. Savaş kahramanlarıydılar.

Her hafta birinden birinin çoban arkadaşı olurduk.

Bir Gübülüs  Dede vardı.

Onu bir meşe  ağacının gölgesine oturtur,

İneklerini biz güderdik.

Öğle olupta sıcaklar dayanılmaz olunca,

Ağaçların gölgesine kürnetirdik inekleri.

Koşardık onun yanına.

Bir yandan azıklarımızı açar,

Bir yandan Gübülüs Dede’nin ağzına bakardık.

Anlatacağı anılarını dinlemek için sabırsızlanırdık.

Neyimiz varsa onunla bölüşürdük.

Zayıf ve ihtiyardı.

Dişsizdi ağzı,

Köseydi,

Seyrek sakalları, bıyığı apaktı.

Çipildi  gözleri…

Yaşam öyküsü  inanılmazdı.

Diğerlerini bilmem,

Beni alır götürürdü sonsuz çöllere.

Derin okyanuslara ve de savaşların ortasına.

Açıverirdi zayıf kılsız kollarını ve göğsünü.

Her yerinde derin yara izleri vardı.

Yara yerleri burgu ile burulmuş gibiydi ve beyazdı.

“Süngü yarası” derdi.

“Bir gün Yunan birlikleri ile göğüs göğse çarpışıyoruz.

Komutan ‘süngü tak’ komutunu vermiş.

Karşımda güçlü bir düşman.

Benim iki  eninde, iki  boyumda.

Ben ondan daha çeviğim.

O hantal.

Şakir şakır vuruşuyor tüfekler.

Süngülerden ateş çıkıyor.

Beni geri geri sürmeye başladı.

Aha şu sol koluma sapladı süngüyü.

Adam beni harcayacak.

Korkudan dizlerimin feldirdemeye başladı.

Kendimi bir sağa atıyorum bir sola.

Süngünün göğsüme sağlanması an meselesi…”

“ O anda Zulum Mustafa  biti verdi yanımda.

Dayan Gubülüs gardaş  geldim, dedi.

Devirmiş karşısındakini.

Saplamış süngüyü.

Hani Zulum da zulumdu  o zamanlar.

Boyu uzundu.

Pazuları karpuz kadardı.

Beli ince, bacakları sırf kastı.

Bir öküz kadar güçlüydü.

Benim karşımdakiyle başladı vuruşmaya.

Üç hamlede aldı adamı kaldırdı süngüsünün ucunda.

Beni bir ağlama tuttu.

Sarıldım Zulum’un boynuna.

Doya doya ağladım…”

Devam edecek…

16.01.2022

RAGIP KURT

Görsel: Alıntı